Canadian
Tecrübeli
Karma: 5
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 21
Mesaj Sayısı: 106
Me, the freakin' highschooler :P
« : 22 Mart 2008, 22:13:56 »
ölmeden önce ölmek ÖLMEDEN ÖNCE ADLI BÖLÜMDE ( YUKARINDA) GÖRDÜGÜMÜZ GIBI ALLAH´A ULASMAYI DILEMEK BIR EMIR OLDUGU ICIN FARZ´DIR VE MÜRSIDE TAABIYET´DE EMIR OLDUGU ICIN FARZDIR. BAGZI INSANLAR BUNLARA KARSI CIKIYORLAR VE HASA VE HASA BÖYLE BIR SEY YOK DIYORLAR VE EFENDI HZ.LERINE IFTIRA ATIYORLAR VE DIYER INSANLARIDA TESIR EDEREK ONLARIN KURTULMALARINA ENGEL OLUYORLAR, KENDILERIDE TAM EMIN DEGILLER VE SÖZÜNÜZE SADIK ISENIZ GEL´DE KITABA EL BAS DENILDIGINDE KACIYORLAR, IBLISIN EFENDI HZ. KACTIGI GIBI. ONLAR KIMLERDIR. 2/BAKARA-11: Ve izâ kîle lehum lâ tufsidû fîl ardı, kâlû innemâ nahnu muslihûn(muslihûne). Onlara (Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için, kalpleri engelli ve başkalarını hidayetten men ettikleri için Allah’ın hastalıklarını artırdığı insanlara): “Yeryüzünde fesat çıkarmayın (başkalarını Allah’ın yolundan men etmeyin).” denildiği zaman: “Biz sadece ıslâh ediciyiz (dîn öğreticileri, nefs tezkiyecileriyiz).” dediler. 2/BAKARA-12: E lâ innehum humul mufsidûne ve lâkin lâ yeş’urûn(yeş’urûne). Muhakkak ki onlar, (evet) onlar fesat çıkaranlardır ve lâkin (şuurunda) bilincinde olmazlar, (öyle) değil mi? sorsaniz kendilerini Mümin oldugunu zannediyorlar. 44/DUHAN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne). Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz. 44/DUHAN-15: İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne). Muhakkak ki Biz, azabı biraz kaldırsak (bile), şüphesiz ki siz (şirke) dönecek olanlarsınız. 44/DUHAN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun). Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar. 44/DUHAN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun). Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler. sadakallahülazim iste bu tür insanlarin cehaletinden ve serrinden akil sahipleri ibret almasi gereklidir ins. 4/NİSA-167: İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden). Muhakkak ki onlar kâfirdirler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar (men ederler) (kendileri de Allah’ın yolunda değillerdir). Andolsun ki onlar, uzak bir dalâlet içindedirler 4/NİSA-168: İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfire lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan). Muhakkak ki onlar, kâfirdirler ve zalimdirler (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptırdıkları için). Allah, onlara asla mağfiret etmez (günahlarını sevaba çevirmez) ve yola (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) ulaştırmaz. 4/NİSA-169: İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîren). Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Ve bu, Allah için kolaydır. 2/BAKARA-25: Ve beşşirillezîne âmenû ve amilûs sâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), kullemâ ruzikû minhâ min semeretin rızkan kâlû hâzellezî ruzıknâ min kabl(kablu) ve utû bihî muteşâbihâ(muteşâbihan), ve lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun ve hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Ve îmân edip, ıslâh edici (nefsi tezkiye ve tasfiye edici) amelde bulunanlar için altlarından nehirler akan cennetler olduğunu müjdele. Oradaki meyvelerden ve mahsullerden bir rızıkla her rızıklandırılışlarında: “İşte bu bizim daha önce de rızıklandırıldığımız (yediğimiz) şeydir.” dediler. (Evet) ona (dünyadaki rızıklarına) benzeri (lezzet ve nefaset bakımından çok farklısı) verilmiştir. Onlar için orada temiz eşler vardır ve onlar orada devamlı kalacak olanlardır. 10/YUNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin). Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır. 39/ZUMER-22: E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin). Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler. Allahu Teala, her insanin mürsidine ulasip tarikat ehli olmasini istiyor. 72/CİN-14: Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden). Muhakkak ki; bizlerden Allah’a teslim olanlar da var, (kalpleri) kasiyet (bağlamış) olanlar da var. Kim (Allah’a) teslim olmayı dilerse, mürşidini arar. 72/CİN-15: Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban). Kasitun olanlara gelince, onlar cehenneme odun oldular. 72/CİN-16: Ve en levistekâmû alet tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan). Eğer insanlar tarikat üzere olsalardı, onlara kanacakları kadar mai (rahmet) ulaştırılacaktı. Görüldügü gibi teslim olmak isteyen kisi mürsidini ariyor, zikirsizlik veya zikir sebebiyle kasitun olmaktan kurtulup tarikat ehli olunuyor.