collapse

* Online Üyeler

  • Nokta Ziyaretçi: 39
  • Nokta Gizli: 1
  • Nokta Üye: 1

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 13766
  • stats Toplam İleti: 10764
  • stats Toplam Konu: 2599
  • stats Toplam Kategori: 17
  • stats Toplam Bölüm: 130
  • stats En çok çevrim içi: 520

A A A A
Gönderen Konu: Yuksek Sesli Zikir  (Okunma sayısı 3334 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Canadian

  • Aktif
  • *
  • İleti: 356
  • Konu Sayısı: 52
  • Karma: 5
  • Me, the freakin' highschooler :P
Yuksek Sesli Zikir
« : 22 Mart 2008, 21:04:17 »

CEHRİ ZİKİR:
“Allah’ı (CC) zikredin. O (CC) size nasıl hidayet etti ise, siz de O’nu (CC) öylece anın (zikredin).”[1]
Cehri zikrin tefsir-i kebirde manası: “Menasik-i Haccı bitirdikten sonra babalarınızı nasıl zikrederseniz Allah-ü Teala (CC) Hz.lerini de öyle zikrediniz. Veyahut daha ziyade zikrediniz.” Şiddetli olarak bu Ayet-i Kerime, Zikrullahın Cehren (aşikare) ve şiddetli yapılmasına emri ilahidir. Tefsir sahibi diyor ki, Zikrullahın aşikare olamayacağını söyleyen bedbaht din düşmanlarının sözleri boştur. Şeriat, din aşikardır. Zikrullah da emri ilahidir. Şer’îdir, âşikârdır. Bir kısım serserilerin “Zikrullah yapılan yerde zikir yapanlar hareket halinde zikrederlerse, orada namaz olmaz, zikir yapılan yeri kazıyıp atmalı, kilim ve halılarını yakmalı” dedikleri sahtekarlıktır. Bu Ayetlere göre mel’undurlar. Çünkü Ayetlere muhaliftirler. Şimdi aşağıda yazacağımız bunu meydana koyar.
Ehl-i sünnet itikatına göre camiler üç şey için yapılır: Biri namaz, birisi zikrullah, üçüncüsü de Kur'an dersi okutmaktır. Bu caminin neresi kazılacaktır? Ey Hak yolcusu! Bu gibi din kisvesine bürünmüş olan bu yol kesicilerin sözüne bakma, camilerde hem namaz ve hem Zikrullah edilmesini Yüce Allah (CC) Hz.leri Ayet-i Kerimelerinde beyan eylemiştir.[2] Büyüklerimizin bir sözü vardır. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” buyurmuşlardır.
[1] El-Bakara S. A.198
[2] Bak Nur S.A.36
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
ıÜü2/BAKARA-198: Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined dâllîn(dâllîne).
Rabbinizden fazl istemeniz size günah değildir. Artık Arafat’tan akın akın geldiğiniz zaman Meş’aril Haram’ın yanında Allah’ı zikredin. Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Doğrusu siz ondan önce (hidayetten önce) elbette dalâlette olanlardandınız.
ıÜü2/BAKARA-200: Fe izâ kadaytum menâsikekum fezkurûllâhe ke zikrikum âbâekum ev eşedde zikrâ(zikren), fe minen nâsi men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ ve mâ lehu fîl ahirati min halâk(halâkın).
Böylece (hacca ait) ibadetlerinizi tamamladığınız zaman, artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha da şiddetli (bir zikirle) Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: “Rabbimiz bize dünyada ver.” derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.
ıÜü24/NUR-36: Fî buyûtin ezinallâhu en turfea ve yuzkere fîhesmuhu yusebbihu lehu fîhâ bil guduvvi vel âsâl(âsâli).
Allah’ın, içinde İsmi’nin yükseltilmesine ve zikredilmesine izin verdiği evlerin içinde (Allah’ın nuru) vardır. Orada O’nu, sabah akşam tesbih ederler. çııÖÖçşıÜüMeshur fetva kitabi Fetavayi Hindiyye de söyle deniliyor:
“Büyük bir cemaat yapip, sesleri yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil (La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayi Hindiyye C.5 Sh.315 Arapça)
Meshur ve son devir Hanefi müctehidlerinden Imam Tahtavi Dürr'ül Muhtar hasiyesinde mekruhlar faslinda diyor ki:
- Mescidde halka olup yüksek sesle zikretmekten (dervisleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde zikrullahi men edenler Cenab-i Hakk'in:
“Kim Allah'in mescitlerinde Allah'in isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim olabilir” (Bakara /114) ayeti kerimesindeki hükme dâhildirler. Iste bu en zalimler arasina katilmamak korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i Islam)
Imam Birgivi Hazretleri Tarikat-i Muhammediye isimli kitabinda söyle buyuruyor:
Edepsizlik yapmadan Allah'i oturarak veya ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe illallah) manasini kuvvetlendirmek kastiyla basi saga sola oynatmaktaysa, zanni galiple caizlik hatta kesinlikle müstehaplik vardir. (Arapça Ist. Haci Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)
Bir kisi zikir yaparken sesini yükseltince, oradan birisi dedi ki:
- Keske sesini tutsaydi daha iyi olurdu”.
O zaman Hz. Peygamber (sav):
- Birak onu! Zira o (yüksek sesli zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”
Bu hadisin benzeri, Ibn-i Diri ve Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunlari Beyhaki rivayet etmistir.
Imam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli kitabinda söyle diyor:
“Allah'a hamd seçilmis kullarina selam olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere mescitlerde zikir halkalari kurmalari ve yüksek sesle zikir yapmalari mekruh mu, degil mi?” diye soruldu.
Cevap; Bunda mekruh olmayi gerektirecek bir sey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasinin güzel bir sey oldugunu ifade eden çok hadisi serifler varid olmustur. Çok hadiste zikri gizli yapmanin güzel oldugu anlatilmistir. Bu iki hadislerin bir araya getirilmesi söyle olur:
Zikrin gizli veya açik olmasi; hallerin ve sahislarin durumuna göre degisir. (Fetavayi Ömeriye S. 43,44)
CEMAATLE ZİKİR:
ıÜüCEMAATLE ZİKRULLAH
Zikir meclislerinde hazır olmak ve Allah (CC) Hz.leri’nin zikri için toplantı yapmaya teşvik hakkında Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz topluca cemaat halinde zikrin münferid yani yalnız zikirden efdal olduğunu bildirmiştir. Cemaatle zikirde asla bidat bulunmayıp bilakis bu vesile ile Peygamber (SAV) Efendimiz’in teşvik ve emir buyurduğu bir ibadet olduğu güneş kadar meydana çıkıyor. (Etterğibü Vetterhib. Cild2. S.401)
çııÖÖçşBir kişi Resulüllah (SAV) Efendimiz’e gelmiş şikayet ederek: “İbni Revaha (RA) çok zikir meclisi kuruyor, Ashab’ı (RA) toplayıp zikir yaptırıyor demiş. O zaman Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz: “Allah (CC) Hz.leri İbni Revaha’ya (CC) Rahmeti ile muamele eylesin.” buyurmuştur. Çünkü Allah’ın (CC) meleklere karşı zikir meclislerini ve bu meclisi tertib eden Adullah îbni Revaha (RA) Hz.leri’ni ona benzer bahtiyar kullarını Mucizel Beyanında şu şekilde medhü sena ederek Resul'i Azamında beyan ediyor: “Habibim! Sabah ve akşam Rablarını (CC) zikreden sahabelerinle sen de otur. Onlarla zikre devam ve sabret.”[1] buyurmakla, bu sabah ve ikindi namazlarından sonra cemaatle zikir yapan sahabelerin içlerine Peygamber (SAV) Efendimiz’in de teşrif edip onların zikrine katıldığını görmekle bu sahabelerin kalblerini takviye, neşe ve şetaretlerini arttırmak ve böylece bu iki kıymetli ve azim sevabı olan vakitlerin faziletini elde etsinler diye Cenab-ı Hak Celle ve Ala Hz.leri, Resulüllah (SAV) Efendimiz’e de onların aralarına katılmasını Ayet-i Kerime’siyle emir buyurmuştur. Bundan sonra sabah namazını müteakip mescitten ayrılmayıp zikirle meşgul olan cemaatin tam bir hac sevabı kazanacakları ve günahlarının tamamiyle af edileceğine dair müteaddit Hadis-i Şerifler rivayet edilmiştir.
Bir gün Abdullah İbni Revaha (RA) Hz.leri Ashab’dan (RA) topladığı bir cemaate mescitte zikir yaptırıyordu. Resulüllüh (SAV) Efendimiz bunlara uğradı, buyurdu ki: “Ey cemaat! Sizler öyle bir cemaatsınız ki, Cenab-ı Hak Celle ve Ala Hz.leri: ‘Sabah ve akşam beni zikreden kimselerle sen de otur nefsini onlarla sabret.’[2] Ayet-i Kerime’sini sizin sebebiniz ile inzal etti.” Sonra Resulüllah (SAV) Efendimiz Ashab’ından (RA) halka kurarak oturmuş cemaatın üzerine vardı, onlara: “Sizi burada oturtan sebep nedir?” diye sordu. Onlar: “Bizi İslam’a hidayet etmesi ve onu bize ihsan etmesine karşı Allah (CC) Hz.leri’ni zikir ve O’na (CC) hamd edelim diye oturmuş bulunuyoruz.” dediler. Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz: “Allah (CC) H.leri’nin hakkı için söyleyin, sizi burada toplayıp oturtan sadece bu mudur?” diye sordu. Devamla dedi ki: “Ben size şüphe etmiş olduğum için yemin teklifinde bulunmuş değilim. Bana Cebrail (AS) geldi ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sizinle meleklere karşı iftihar ettiğini gerçekten bana haber verdi.” buyurdu.[3]
Bir Hadis-i Şerif’lerinde (SAV) Efendimiz buyururlar ki: “Bir cemaat Zikrullah için oturduklarında bunları melaike sarar bunlara dua ederler ve Cenab-ı Hakk’ın (CC) Rahmeti bunları kaplar ve üzerlerine rıdvan ve vekar iner. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bu kullarını mukarrebin melekleri yanında anar.”[4]
Yine nakledildiğine göre, kıyamet günü olduğu vakit Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emri ile yüzleri nur gibi parlayan bir takım kimseler, getirilip incilerden yapılmış minberler üzerine oturtulurlar. Hatta şehidler ve Peygamlerler (AS) bile onlara imrenirler.” denmiştir. Ashab (RA) tarafından bunların kim olduğu sorulduğunda, Resul-i Ekrem (SAV): “Bunlar ayrı ayrı memleketlerden toplanarak Allah (CC) Hz.leri’ni zikreden ve birbirleriyle sevişen kullardır.” buyurdu.[5]
Resul (SAV) Efendimiz yine buyurdu ki: “Her kime ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri hayır murad ederse, ona salih bir arkadaş ve dost verir de, o arkadaş gaflete düşünce ta zikir yapıyorsa, o da iştirak edip yardım eder.[6] Ehli zikre bu vesile ile daima iyi arkadaş, iyi bir ihvan lazımdır.
İmam-ı Ali (KV) Hz.leri buyurdu ki: “Size ihvan, yani iyi arkadaş edinmenizi tavsiye ederim. Çünkü dünya ve ahirette size yardım edecek bir cemaattir.”[7]
İmam-ı Kuşeyri (RA) Hz.leri buyurur ki: “Zikrullah, velilik payesinin verilmesine sebep olur ve vuslat alametini ve iradesini tahakkuk ettirir. Hakk’a (CC), vuslat yollarının en kavi ve metini Zikrullah yoludur.”[8]
Müfessir Fahreddin Er-Razi (RA) de şöyle buyurur: “İnsanların cehenneme girmelerinin sebebinin birincisi, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin zikrinden gafil olmalarıdır ve şüphesiz onları cehennem azabından kurtaracak şey de Zikrullahdır.”[9]
Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz, yine buyurdu ki: “Kıyamet gününde halkın arasından kerem ehlinin bilinmesi, muradı ilahi olarak emrolunur.” Esbab-ı Kiram (RA): “Bu kerem ehli kimlerdir Ya Resulallah (SAV)? diye sordular. Cevaben: “Onlar, camilerde Allah (CC) Hz.leri’nin zikri için toplanan mü’minlerdir.” buyurmuşlardır.[10]
İmam-ı Ahmed (RA) Hz.leri Müsnedinde şunları zikreder: “Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kuluyla beraber oluşu, başka hiç bir mahiyyet ve beraberliğe teşbih olunamaz. Mesela Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, muhsinlerle, sabirlerle, müttekilerle beraber olduğunu Kur’an-ı Kerim’inde bildirir ve lakin bu beraberlik bunların hiç birine benzemez. Bu beraberliği tarife ve tavsife ne dil ne de ibareler kafi gelir. Bu ancak Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin verdiği manevi zevk ile tadılır ve bilinir.”[11]
Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin zikriyle meşgul olanlar Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emir ve yasaklarından, herkesten çok kaçtıklarından ve O’nun (CC) zikrini de dillerinden bırakmamayı kendilerine şiar edinmişlerdir. Takva ise insanın cennete girmesine ve cehennemden kurtulmaya sebeptir. Zikrullah ise kulu Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne yakınlığa eriştirir.
Onun için aziz kardeşim! Mümkünse Zikrullahı hiç dilinden kalbinden ve azalarından hiç düşürme ki, selamete eresin. Nebiler Nebisi (SAV) buyurdu ki: “Dilleri Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin zikriyle devamlı meşgul olan kimseleri, Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri, yüzleri güler olduğu halde cennetine koyacağını beyan buyurmaktadır.”[12]
Hasan Basri (RA) Hz.leri de buyurdu ki: “Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin en sevgili kulları, kalbleriyle ittika eyleyen ve çok zikir yapan müttekilerdir.”[13]
Zünnun-i Mısri (RA) Hz.leri de derler ki: “Dünyanın bütün güzelliği, ancak O’nun (CC) zikriyle; ahiretin güzelliği de, Cenab-ı Hakk’ın (CC) affıyladır. Cennetin güzelliği ise Cemalüllahı rü’yetledir (görmekledir.)”[14]
Ey Allah (CC) Hz.leri’ne süluk eden! Malumun olsun ki, zikrolunan mertebeler ve makamlar hiç bir veçhile hasıl olmaz, ancak bir mürşidin eliyle tevbe edip telkin almak ile hasıl olur. Yani bir Mürşid-i Kami’lin elini tutup can-ü gönülden ona teslim olmak ve emirlerine tam inkiyad ile münkad olup ve dünyanın fani zevklerini terk edip Cenab-ı Zülcelal (CC) Hz.leri’ni kalben zikreylemekle hasıl olur. Yoksa lisanen tevbe edip kalbin dünya ile meşgul bulunur ise matlub husule gelmez. Bunun için buyurulmuştur ki: “Nefsini bırak ve gel.” Nitekim Hakk Celle ve Ala (CC) Hz.leri: “Onları takva kelimesine terğib et.”[15] buyurmuştur. Müşarünileyh Hazeratı bu Ayet-i Kerime’yi delil olarak zikretmektedir ve muradı şerifleri şudur: Allah (CC) Hz.leri’ne süluk eden kimseler, mutlaka masivadan alakayı kesip, tam huzura erişmek için, takva yaşamaya devam etmelidir ki, muradına nail olsun.
Camilerde cehren yapılan zikir halkaları nafile namazlar gibi değildir. Bu zikir meclisleri men edilemez, çünkü bunları yasaklayan kimselerin El-Bakara S. A.114’te beyan edilen zalimlerden olacağı bildirilmiştir. Bundan sakınıp camilerde kurulan zikir meclislerinin yasak edilemeceğini bu Ayeti Kerime açıkça beyan etmektedir.[16]
[1] El-Kehf S. A.28; Mişkatül Mesabih Şerhi Mirkatül Mefatih. Cild3. S.17
[2] El-Kehf S.A.28
[3] Sahib-i Buhari, Müslim
[4] Riyazüssalihin (Ebu Said (RA) rivayet etti)
[5] Envarul Aşikin. S.505
[6] İhyau Ulumuddin. Cild2. S.106
[7] Allah’ı Niçin Anıyoruz? S.128
[8] Tasavvufi Ahlak. Cild2. S.58
[9] Haşiye-i İbni Abidin. Cild4. S.472
[10] Tasavvufi Ahlak. Cild2. S.83
[11] Tasavvufi Ahlak. Cild2. S.93
[12] Ebu Derda (RA) Hz.leri’nin riv.et.Had.Şer.
[13] Tasavvufi Ahlak. S.97
[14] Tasavvufi Ahlak. S.97
[15] El-Feth S. A.26
[16] Allah’ı Niçin Anıyoruz? S.30
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap tm
Hz. Resulullah (SAV) Efendimiz’in ashabına şöyle buyurduğu nakledilmektedir: “Cennet bahçelerinden yararlanın.” Asbahı: “Ya Resulullah! Cennet bahçeleri nelerdir?” diye sorunca Hz. Resul (SAV): “Zikir meclisleridir. Gece gündüz Allah’ı (CC) zikredin. Her kim Allah (CC) Hz.leri yanında kendinin değer ve makamını bilmek istiyorsa, Allah’ın (CC) kendisi yanında makamının ne olduğuna baksın. Çünkü Allahu Teâlâ (CC) Hz.leri kulunu, kulunun O’nun (CC) kendisi (Allah) için seçtiği makama ulaştırır. Bilin ki, sizin derecenizi her amelden daha yukarı çıkaran ve sizin için güneşin ışıdığı şeylerden daha iyi olan amellerinizin en iyisi, Allah’ı (CC) zikretmektir. Zira Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘Ben, beni zikredenle birlikteyim.”[Biharul Envar, C.93, S.163
18/KEHF-28: Vasbır nefseke meallezîne yed'ûne rabbehum bil gadâti vel aşiyyi yurîdûne vechehu ve lâ ta'du aynâke anhum, turîdu zînetel hayâtid dunyâ ve lâ tutı' men agfelnâ kalbehu an zikrinâ vettebea hevâhu ve kâne emruhu furutâ(furutan).
Sabah akşam, O’nun Vech’ini (Zat’ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dünya hayatının ziynetini gözünü onlardan çevirme! Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız ve hevasına (heveslerine) tâbî olan kimselere isteyerek, işinde haddi aşmış olanlara itaat etme!
çııÖÖçşBu ayet indiği zaman Resûlulah (s.a.v) Efendimiz, bu kimseleri araştırmak için mescide çıktı. Mescitte zikreden bir topluluk buldu. Bunlar elbiseleri eski fakir ve garip Müslümanlardı. Onları görünce hemen yanlarına oturdu ve: ”Ümmetim içinde benim kendileriyle birlikte olmamı emrettiği kimseleri yaratan Allah’a ham dolsun.” Buyurdu. [ Taberi, Camiu’l-Beyan, İlgili ayetin tefsiri; İbnu Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, V, 153; Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, V, 381; Ebu Nuaym, Marifetu’s-Sahabe, III, No: 4634.]
çııÖÖçşBir rivayette, Efendimiz (s.a.v), mescitte zikredenlerin yanına gelerek: “Sizin üzerinize Allah’ın rahmetinin indiğini gördüm; ona sizinle ben de ortak olmak istiyorum.” Buyurdular ve halkaya oturdular. [ Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, V, 382.]
çııÖÖçşRasululah (s.a.v) Efendimiz, bir defasında:

“Cennet bahçelerine uğradığınızda, oralardan çokça istifade edin.” buyurdu. Ashab-ı Kiram: “Cennet bahçeleri neresidir?” diye sorduklarında, Rasul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz:

“Zikir halkalarıdır.” buyurdu. [ Tirmizi, Deavat, 82; Ahmed, Müsned, III, 150.]

Yine Efendimiz (s.a.v), mescitte halka şeklinde toplanmış bir grup ashabının yanına uğradı. Onlara:

“Burada ne yapıyorsunuz? “ diye sordu. Halkadakiler:

“Allah’ı zikrediyoruz, bizi İslam’a ulaştırdığı ve ihsanlarda bulunduğu için O’na hamd ediyoruz.” Dediler. Efendimiz (s.a.v) onlara:

“Allah için soruyorum, siz gerçekten bunun için mi oturdunuz?” diye sordu; Sahabeler:

“Vallahi biz ancak bunun için oturduk.” dediler. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v):

“Yanlış anlamayın, ben sizi suçlamak için yemin etmenizi istemedim. Ben sizin asıl niyetinizi öğrenmek ve size şu müjdeyi vermek için geldim. Bana Cibril geldi ve haber verdi ki: Allah sizinle melekleri yanında övünmektedir.” [ Müslim, Zikir, 40; Tirmizi, Deavat, 6; Nesi, Kudat, 36.]

Şu müjde de önemli:

“Herhangi bir topluluk sırf Allah rızası için toplanıp Allah’ı zikrederse, görevli bir melek semadan onlara şöyle seslenir: “Günahlarınız affedilmiş olarak kalkın, hiç şüphesiz günahlarınız iyiliğe çevrildi.” [ Ahmed, Müsned, III, 142; Ebu Ya’la, Müsned, VII, 167; Tabarani, el-Evsat, I, 85]

İşte halka şeklinde yapılan Hatme-i Hacegan da bu övülen zikir çeşitlerinden birisidir. Görüldüğü gibi halka hâlinde cemaatle zikir yapmak övülmüş fakat halkada ne okunacağı konusunda bir şey belirtilmemiştir. Bunun için, zikir sayılacak şeylerden ne okunsa zikir yapılmış ve bu müjdeye ulaşılmış olur. Hatmede okunan zikir ve dua çeşitleri de sünnet-i seniyyeden alınmıştır.

Hatmeyi bugünkü usul üzere Abdulhâlik Gücdevani Hz.leri tertip etmiştir. “Hatm-i Hâcegân” diye de anılır. Hâcegân, ulu zatlar, efendiler, büyük hocalar demektir. Hatm-i Hâcegân büyük velilerin tertip, talim ve tatbik ettiği hatim demektir.

Bu zikre hatim ve hatme denmesinin bir sebebi şudur: Bu yolun büyükleri müridleri ile bir meclis kurduklarında toplantıyı bu zikirle bitirirlerdi. Onlara has bir uygulama olarak bu zikre “Hatm-i Hâcegan” denmiştir.
çııÖÖçş
Ebu Hureyre (RA)'den, Resulullahın (SAV)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

" Müferridler öne geçti (amacına ulaştı) "kendisine" ya Resulallah müferridler kimlerdir?"diye sorduklarında;
"Allah'ı çok zikreden erkek ve kadınlardır"buyurmuşlardır. Müslim

Ebu Müslim el-Eğarr (RA) diyor ki;"Ben şehadet ederim ki, Ebu Hureyre ve Ebu Said (RA) Resulullah (SAV)'ın , şöyle söylediğine şehadet ettiler. "Bir topluluk oturup Allah'ı zikrederse, onları mutlaka melekler kuşatır, Allah'ın rahmeti onları bürür, üzerlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan meleklere anlatır. Müslim ve Tirmizi
Ebu Musa el-Eşari(RA)'den Resulullah (SAV)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Allah'ı zikreden kimse ile zikretmeyen kimse ölü ile diri gibidir." Müslim
Ebu Musa el-Eşari (RA) anlatıyor: Resulullah (SAV) buyurdular ki;
"Allah'ın zikredildiği evlerin misali ile, içerisinde Allah'ın zikredilmediği evlerin misali,
diri ile ölünün misali gibidir." Buhari ve Müslim
Resulullah (SAV) efendimiz buyurdular ki;
"Cennet bahçelerine uğradığınızda oradan otlayınız, Sahabiler; cennet bahçeleri nedir ey
Allah'ın Resulü? dediler. Resulullah(SAV) "zikir halkalarıdır" buyurdular. Tirmizi
Ebud Derda(RA)'den rivayet edilmiştir: Resulullah ( SAV ) efendimiz ;
"Size amellerin en hayırlısı, sizin derecenizi en çok artıracak, Melikiniz nezdinde en temiz,
sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı, düşmanlarınızla karşılaşıp onların
boyunlarını vurmanızdan, onlar da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı olanını haber vereyim mi?" Sahabiler;
"Evet ey Allahın Resulü" dediler. Resulullah; "Allah'ı zikretmektir" buyurdular.

Bir başka rivayette, Resulullah (SAV)'a sorulur: "Kıyamet günü Allah nezdinde en hayırlı ibadet hangisidir? "Resulullah (SAV) şu cevabı verir. "Allah'ı çok çok zikretmektir." Hadisin ravisi Ebu Said der ki: " Ey Allah'ın Resulü, Allah yolunda cihat etmekten de mi?" diye sordum. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Gazi, kılıcını kırılıncaya ve kana bulanıncaya kadar, kafirlerin ve müşriklerin boyunlarına indirse de. Allah'ı zikredenler, derece itibariyle ondan üstündür."
Muvatta, Kütüb-ü Sitte S-252
Muaz b. Cebel (RA) anlatıyor: "Kul, kendini Allah'ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir." Muvatta,Tirmizi,İbnu Mace
Abdullah b. Büsr (RA)'den şöyle rivayet edilmiştir: Adamın biri gelerek:"Ya Resulallah, İslamın hükümleri çoğaldı. Sımsıkı tutacağım bir şeyi bana bildir"dedi. Resulullah (SAV)'da "Dilin devamlı olarak Allah'ı zikretsin"buyurdu. Timizi
Muaz b. Cebel (RA)'den: Resulullah (SAV) şöyle buyurmuşlardır; "Ademoğlu Allah'ın zikrinden daha kolayca kendisini Allah'ın azabından kurtaracak bir amel işlemiş değildir."
Bu söz üzerine, Ashab'ı Kiram Resulullah'dan şöyle sordular: Allah yolunda cihad da mı zikir kadar faideli değildir? Resulullah (SAV): "Allah yolunda cihad da zikir kadar faideli olamaz. Ancak kılıcın paramparça oluncaya kadar düşmana çalarsan. Sonra yine kılıcın parçalanıncaya kadar düşmana çalarsan, sonra yine kılıcın parçalanıncaya kadar düşmana çalarsan." Ibni Ebi Şeybe ve Tabarani
çııÖÖçşıÜüZikir Hakkinda Fetvalar
Ba?a Dön
Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim de:
“Eger bilmiyorsaniz Zikir ( Kur'an ) ehli ( alimlere ) sorun” (Nahl/44)
Yine, Bir Ayette;
“Eger (süphede kaldiklari meseleleri ) Resule (sav) veya aralarinda yetki sahibi kimselere götürselerdi. Onlarin arasinda isin iç yüzünü anlayanlar, onun ( o meselenin ) ne oldugunu bilirlerdi. Allah'in size lütfu ve rahmeti olmasaydi pek aziniz müstesna seytana uyup giderdiniz.” (Nisa /83) buyurarak
Meselelerimizi Kur'an ehli âlimlere götürüp, onlardan aldigimiz cevapla amel etmemiz isteniyor.
Öyleyse âlimlerimizin zikir hakkindaki fetvalarindan birkaç nakil yapalim da konu iyice aydinlansin.
Meshur Seyhülislam ve büyük âlim Hanefi müctehidlerinden Ebussuud Efendiye soruldu ki;
- Bir adam yüksek sesle, oturarak yahut ayakta zikrullah yapsa caiz olur mu?
El cevap: Edep ve zikre hürmet ederek olursa caizdir. (Ebussud Ef. Fetvalari)
Yine soruldu ki;
- Halka olup bel ve baslarini saga sola hareket ettirerek cehri (yüksek sesle) zikrullah eden kimselere ser'an ne lazim gelir?
El cevap: Bellerini degil de sadece baslarini hareket ettirmekte yetinselerdi daha hos idi. Zikri serifin edebine daha uygun idi. Amma beli hareket ettirmekte dahi hiçbir zarar yoktur. Ayaklar yerden kalkmadikça. (Fetva S,83)
Meshur fetva kitabi Fetavayi Hindiyye de söyle deniliyor:
“Büyük bir cemaat yapip, sesleri yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil (La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayi Hindiyye C.5 Sh.315 Arapça)
Meshur ve son devir Hanefi müctehidlerinden Imam Tahtavi Dürr'ül Muhtar hasiyesinde mekruhlar faslinda diyor ki:
- Mescidde halka olup yüksek sesle zikretmekten (dervisleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde zikrullahi men edenler Cenab-i Hakk'in:
“Kim Allah'in mescitlerinde Allah'in isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim olabilir” (Bakara /114) ayeti kerimesindeki hükme dâhildirler. Iste bu en zalimler arasina katilmamak korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i Islam)
Imam Birgivi Hazretleri Tarikat-i Muhammediye isimli kitabinda söyle buyuruyor:
Edepsizlik yapmadan Allah'i oturarak veya ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe illallah) manasini kuvvetlendirmek kastiyla basi saga sola oynatmaktaysa, zanni galiple caizlik hatta kesinlikle müstehaplik vardir. (Arapça Ist. Haci Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)
Bir kisi zikir yaparken sesini yükseltince, oradan birisi dedi ki:
- Keske sesini tutsaydi daha iyi olurdu”.
O zaman Hz. Peygamber (sav):
- Birak onu! Zira o (yüksek sesli zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”
Bu hadisin benzeri, Ibn-i Diri ve Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunlari Beyhaki rivayet etmistir.
Imam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli kitabinda söyle diyor:
“Allah'a hamd seçilmis kullarina selam olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere mescitlerde zikir halkalari kurmalari ve yüksek sesle zikir yapmalari mekruh mu, degil mi?” diye soruldu.
Cevap; Bunda mekruh olmayi gerektirecek bir sey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasinin güzel bir sey oldugunu ifade eden çok hadisi serifler varid olmustur. Çok hadiste zikri gizli yapmanin güzel oldugu anlatilmistir. Bu iki hadislerin bir araya getirilmesi söyle olur:
Zikrin gizli veya açik olmasi; hallerin ve sahislarin durumuna göre degisir. (Fetavayi Ömeriye S. 43,44)
Zikir Hakkinda Hadis-i Serifler
Ba?a Dön
“Size amellerinizin en hayirlisini ve melik ( olan Rabb )'inizin katinda en sevapli olan ve derece bakimindan en yüksek hem de altin ve gümüs sadaka dagitmanizdan, ( Allah'in dini için cihat edip Islam ) düsmanlarinin boyunlarini vurmanizdan size daha hayirli olan ameli haber vereyim mi? Sahabe;
- Ver Ya Rasulullah!” deyince,
Hazreti peygamber (sav) “ Zikrullahtir” buyurdu. ” (Tirmizi)
Zikrin faziletine ve Allah katindaki kiymetine dair Hz. Muaviye'nin Peygamber (sav) Efendimiz'den naklettigi Hadisi serif'te söyle bahsedilmektedir:
“Bir gün Peygamberimizin zevcesi Ümmi Habibenin evine geldim. Allah'in Resulü de geldi. Biraz sohbetten sonra, alnindan piril piril nur tanesi indi, benzi sarardi, beyazlasti. Ondan sonra gözünü açti. Kiz kardesim Ümmi Habibe terlerini sildi. Terini kurutmak için atese götürdü. Ates ne terini kuruttu, ne de mendilini yakti. Odanin içi Miski Amber gibi kokuyordu. Acele yürüdü. Ben de arkasindan yürüdüm. Içlerinde Selman-i Farisi'nin (ra) de bulundugu Ashab-i Suffe'nin oldugu yere geldi. Dört yüz kisi kadar vardi. “Illallah Illallah” diye tesbih ediyor, zikrediyorlardi.
Rasulullah (sav) Hz.leri söyle buyurdular:
- Allah için size and veririm, yemin ederim, ne yapiyorsunuz?”
Onlar da:
“Allah'i (cc) zikrediyoruz. “Ilahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hz. Allah” diyoruz.
Ya Rasulullah! Maksadimiz O'nun rizasidir. Bizi karadaki, denizdeki mahluklar gibi degil; en güzel sekilde “Ahseni Takvim” olarak yaratti. Habibine ümmet eyledigi için biz onu tesbih ediyoruz” dediler.
Rasulullah (sav) Efendimiz:
- Size, zikrullahin degerini anlayin diye yemin vererek söyledim. Simdi Cebrail kardesim geldi. Cenabi Allah (cc) meleklere söyle hitap ediyor:
(Ey meleklerim!) Görüyor musunuz bu kullarimi? Onlar katimda sizden çok sevimlidir.) Melekler cevaben:
“Ya Rabbi! Biz sana hakkiyla zikredici sükredici degil miyiz?” der.
Allah-ü Teâlâ Hz.leri;
“Evet! Sizler bana sükredicilersiniz. Fakat onlarin zikri bana daha hos geliyor. Onlarin kalbine nefis verdim, mal sevgisi, makam sevgisi, evlat sevgisi, her türlü sevgiyi verdigim halde; kalplerindeki sevgileri tevhid nuruyla attilar. Masiva kalmadi kalplerinde. Nazargahim kalpleri oldu.
Yere göge sigmam, mümin kullarimin kalbine sigarim.
Onlar benden rizami istiyorlar. Onun için sizden çok üstündür.” buyurdu.
O halde devam ediniz. Ben üzerinize rahmetin indigini gördüm ve size ortak olmak istedim.” buyurdular. (Taberani)
Rasulullah (sav) Efendimiz söyle buyurmuslardir ;
“Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki;
- Ben kulumun zanni ( ne ise ) ona göreyim. Beni zikrettigi zaman onunla beraberim. Eger ( kulum ) beni kendi kendine zikrederse; ben de onu kendi zâtimda zikrederim. Eger kulum beni cemaat içerisinde zikrederse; ben de onu o cemaatten daha hayirli bir cemaat içinde zikrederim.” (Buhari, Müslim,)
(Ey ashabim!) Eger cennet bahçelerine ugrarsaniz; o ( bahçelerde ) çok kalin. Sahabeler sordular:
- Ya Rasulallah cennet bahçeleri nerelerdir?
Rasulullah Efendimiz buyurdu ki;
- Zikrullah Halakalaridir. (Tirmizi )
Her kim ki, cemaatle sabah namazini kilar, (namazdan ) Sonra günes doguncaya kadar ( cemaatle veya tek olarak ) zikrullah yapar, bundan sonra da iki rekât namaz kilarsa; onun için tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. (Tirmizi)
Muaz Bin Cebel (ra) söyle anlatiyor:
Son konusmamizda Hz. Peygambere (sav);
- Ey Allah'in Rasulü! Allah-ü Teâlâ katinda amellerin en sereflisi hangisidir? diye sordum.
- Dilin, Allah'in zikrinden dolayi yas oldugu halde ölmendir. buyurdu. (H.Sahabe)
Cabir (ra) söyle anlatiyor:
- Bir gün Medine mezarliginda bir atesin yanmakta oldugunu görerek oraya gittik. Hz. Peygamber (sav) yeni açilan bir kabre girmisler, orada bulunanlara;
- Cenazeyi bana uzatiniz. buyurdu.
Onu ayaklari tarafindan Hz. Peygamber (sav)'e uzattilar. Sonradan bu kisinin yüksek sesle zikir yapan bir sahabe oldugunu ögrendim.(Ebu Davud,)
Abdullah Zulbacadeyn denilen mübarek sahabe daima yüksek sesle zikrullah yapardi. Bir gün Hz. Ömer (ra) onun hakkinda;
- Acaba riyakârlik mi yapiyor? dedi.
Hz. Peygamber de (sav):
- Hayir! O yanik halde Allah'a yalvaran birisidir. buyurdular. (Riyazüs-salihin.)
Abdullah bin Amr (ra) der ki ;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Tesbih (SübhanAllah) mizanin yarisini, (Elhamdülillah) ise tamamini doldurur. (La Ilahe Illallah) sözüne gelince; onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider. (Tirmizi)
Cabir (ra) demistir ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Zikrin Faziletlisi “La ilahe Illallah ” (demek ) tir. Dualarin en faziletlisi ise ( Elhamdülillah) demektir. (Nesai)
Abdullah Baba (ks) ayetler ve hadisler isiginda Allah'i (cc) zikreden bir kul idi. Hiçbir zaman Kur-an ve Sünnet yolundan çikmaz usul ve adaba riayet ederdi. Sabah Namazini eda ettikten sonra, günes doguncaya kadar Allah'i zikir ile mesgul olurdu. Ikindi Namazindan sonra da, kerahat vakti çikincaya kadar yine zikir ile mesgul olur; su hadisi serifi okurlardi:
“Yemin ederim ki! Sabah namazindan sonra Allah'i (cc) zikreden bir toplulukla oturmam ( ve onlarla ) zikretmem; benim için Hz. Ismail (as) in soyundan bir köleyi âzat etmekten çok daha hostur. Ve yine yemin ederim ki! Ikindi namazindan sonra günes batincaya kadar Allah (cc)'i zikreden bir cemaatle oturmam; bana dört köle âzat etmekten daha sevgilidir . (Ebu Davut)
Cemaat Ile Zikir
Başa Dön
Allah-ü Teâlâ Hz.leri ayeti kerimesinde;
“Allah'in mescitlerinde O'nun isminin zikredilmesine engel olan ve o yerlerin (mescitlerin) harap olmasina çalisandan daha zalim kim vardir? Aslinda bunlarin o yerlere (mescitlere) korkarak girmeleri gerekir. Bunlar (Allah'i zikre mani olanlar) için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardir.” (Bakara /114) buyurmaktadir.
Peygamber (sav) Efendimiz ise hadisi seriflerinde;
“Bir mecliste oturan topluluk Allah'i zikretmeden, o meclisten ayrilirlarsa bir esegin lesinden ayrilmislar gibidir. Zikrullah yapmadan ayrilan bir topluluk kiyamet gününde hüsrana ugrarlar .(Buhari)
Yukarida bahsedilen hadis-i seriften anlasilacagi üzere, cemaatle zikrullah yapmak çok önemli bir ibadettir. Öyle ki, “La Ilahe Illalah” diye zikretmenin sevabi anlatilmakla bitmez. Zira Hz. Peygamber (sav) buyurmuslardir ki;
“Zikrin en faziletlisi La ilahe Illallah demektir”
Cemaatle zikrullah halkasina katilmayanlar pek büyük bir sevabi kaçirdiklari gibi, bundan baska büyük vebal altina girmis de olurlar.
Ebu Vakid El Haris bin Havf (ra) demistir ki;
“Muhakkak ki Rasulullah (sav) mescide insanlarla beraber oturuyordu ( Allah'i zikrediyordu) O esnada üç kisi (mescidden ) içeri girdi. Ikisi Rasulullah'a (sav) dogru geldi. Digeri gitti. ( O gelenlerden birisi) ön halakanin birinde bir bosluk buldu ve oturdu. Digeri de (rahatsizlik vermemek için ) arkalarina oturdu. Üçüncüsü de zaten arkasini dönerek çekip gitmisti. Rasulullah (sav) zikrullah bittikten sonra dedi ki;
- Size su üç kisiden haber vereyim mi?
Birisi Allah' a yüzünü döndü. Allah Teâlâ ona acidi (ve affetti)
Bir digeri zahmet etmekten çekindi (arkaya oturdu ) Allah Teâlâ da onu magfiret etti.
Sonuncusuna gelince (Allah'i zikirden ) yüz çevirdi. Allah Teâlâ da ondan yüz çevirdi. (R.salihin)
Enes Bin Malik (ra)'den Hz. Peygamber (sav) Efendimiz söyle buyurmuslar;
“Yalniz Allah rizasi için ihlâsla Allah'i zikretmek kastiyla oturmus hiçbir topluluk yoktur ki; semadan bir münadi (melek) onlara söyle nida etmesin:
( Haydi) magfiret edilmis olarak kalkin, muhakkak ki günahlariniz sevaba çevrildi. (Imam Ahmed)
Camilerde ve mescitlerde cehri (yani açiktan) ve yüksek sesle zikrullah etmek caiz midir? sorusuna fetva âlimleri söyle cevap vermislerdir:
Kerahat dahi olmadan caizdir. (Ali Cemali Efendi Fetvalari)
Fakih Ebul-Leys, Tenbihulgafilin isimli eserinde demistir ki;
“Mescitlerde zikrullah disinda sesi yükseltmek haramdir.”
Imam Gazali insanoglunun tek basina Allah'i zikretmesiyle cemaatin zikretmesini, tek basina ezan okumasi ve cemaatin (birkaç müezzinin birden) ezan okumasina benzetmis ve söyle buyurmustur “ Nasil ki cemaatle ezan okuyan müezzinlerin sesleri havanin yogunlugunu tek müezzinden daha fazla yariyorsa; cemaatin zikri de kalbin üzerinde tesir ve kalin gaflet perdelerini kaldirmak bakimindan tek kisinin zikrinden üstündür. (Ibn-i Abdin Terc)
Ebu Said Hadimi Hz.leri El Berika kitabinda buyuruyor ki:
“Zikrin açiktan yapilmasina gelince onu bazilari men ettiler, digerleri de caiz gördüler. Fakat Bezzaziye isimli fikih kitabindaki sözün neticesi Cevaz yönünün tercih edilmesi eserlerden ve fakihlerin kavillerinden muhalif olan yönün ise te'vil edilmesidir.”
Ebussuud Efendi merhumun cehri zikir hakkinda ki risalesinin neticesi ancak cehri zikri caiz kilmaktir. Ve mutlak sekilde onun (asikâr zikrin)kilinmasidir. Iki tarafin delillerini birlestirmek ve tercih etmekle hususi bir risalede açiktan zikrin caiz olusunu genis bir sekilde anlatmis olduk.
Ayni konu, Mecmuunnevazil ve Fetva ve Haniye ve Sigiyye ve Sagir ve Mültekit Ve Tecnis kitaplarinda mevcuttur.
Su hususu da ilave etmek gerekir. Muhakkak ki hamamda yüksek sesle Kur'an-i Kerim okumak mekruhtur. Hafi (gizli) sesle okursa mekruh olmaz. Yüksek sesle de olsa tesbih (Subhanallah) demek, tehlil (Lailaheillallah demek) mekruh olmaz. (Umdetülekrar kitabi).
Necasetin bulunmasi ve avret yerlerinin açilmasi ihtimali varken bile hamamlarda yüksek sesle zikir caiz olurda; niçin mescidlerde yalnizken yüksek sesle zikir caiz olmasin? (Cami)
Çogu zaman olurdu ki; Nebi (sav) ashabiyla beraber zikirleri, tesbih ve tehlili yüksek sesle yapardi. (Bustanulen)





[size=10pt]Be cool, stay strong, wish to reach God, it's the only happiness that lasts long...=D[/size]

Çevrimdışı MEHMET

  • Aktif
  • *
  • İleti: 416
  • Konu Sayısı: 24
  • Karma: 15
    • www.herseysizinicin.com
Yuksek Sesli Zikir
« Yanıtla #1 : 23 Mart 2008, 19:07:14 »
 :s1_3: SÜPER BİR PAYLAŞIM ASRO :arkadasiimm:
GÜVENDİM SEVGİMİ VERDİM ELLERE
BİR MECNUN MİSALİ DÜŞTÜM DİLLERE
BU AŞKIN YÜZÜNDEN DÜŞTÜM DERTLERE
AŞKLAR YALAN OLMUŞ SEVDALAR YALAN

Çevrimdışı Canadian

  • Aktif
  • *
  • İleti: 356
  • Konu Sayısı: 52
  • Karma: 5
  • Me, the freakin' highschooler :P
Re: Yuksek Sesli Zikir
« Yanıtla #2 : 23 Mart 2008, 20:07:32 »
Tesskur ederim inshallah, Scs aeoi


Herseysizinicin.com - Etiketler
Yuksek Sesli Zikir

 


^ Yukarıya Git