Hoşgeldiniz,
Ziyaretçi
.Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen
buraya tıklayın
.
30 Temmuz 2010, 21:26:03
Ana Sayfa
Forum
Yardım
Ara
Radyo
İletişim
Kuran Dinle
Giriş Yap
Kayıt
Şifremi Unuttum
Duyurular & Reklamlar
BU ALANA REKLAM VER
200X200 BOYUTLARINDA
İLETİŞİM :
BURAYA TIKLAYIM
BU ALANA REKLAM VER
200X200 BOYUTLARINDA
İLETİŞİM :
BURAYA TIKLAYIM
Herseysizinicin.com | Turkiyenin islami Platformu
>
KURAN-I KERİM
>
Kuranda Olupta Hayatımızda Olmayanlar
(Moderatör:
burhanaksu
) >
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Bu Konuyu Gönder
|
Yazdır
Gönderen
Konu: CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. (Okunma Sayısı 1043 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Üyenin Nicki:Islandı_Seccadem
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
Islandı_Seccadem
Site Kurucusu
Karma: 13
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 29
Mesaj Sayısı: 588
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
:
31 Aralık 2007, 16:24:29 »
Akaide göre Mumin Kişiler Günahları kadar Cehennemde cezalarını çektikten sonra Cennete alınırlar. Halbuki bu tamamen Kur'an Ayetlerine tersdir. Tam 49 tane ayet Cehenneme gidenin devamlı orada kalacağını vurgulamaktadır. Işte Ayetler
3 / AL-İ İMRAN - 86
Keyfe yehdillâhu kavmen keferû ba’de îmânihim ve şehidû enner resûle hakkun ve câehumul beyyinât(beyyinâtu) vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Kendilerine beyyineler (açıklayıcı belgeler) geldikten ve hiç şüphesiz Resûl'ün hak olduğuna şahadet getirmelerinden ve îmânlarından sonra kâfir olan (fasık olan) kavmi, Allah nasıl (yeniden) hidayete erdirir? Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.
3 / AL-İ İMRAN - 87
Ulâike cezâuhum enne aleyhim la’netallâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
İşte onların cezaları; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin onların (fasıkların) üzerlerine olmasıdır.
3 / AL-İ İMRAN - 88
Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
(O lânetin) içinde de ebedî kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara nazar edilmeyecektir (bakılmayacaktır).
3 / AL-İ İMRAN - 116
İnnellezîne keferû len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Hiç şüphesiz o kâfirlerin, ne malları ve ne de evlâtları, onlara; Allah'tan (gelecek bir cezaya) bir şey'e, (karşı koymaya) yetmez. İşte onlar, ateş ehlidir. Orada devamlı kalacaklardır.
33 / AHZAB - 64
İnnallâhe leanel kâfirîne ve eadde lehum saîrâ(saîren).
Muhakkak ki Allah, kâfirleri lânetledi. Onlar için alevli ateşi (cehennemi) hazırladı.
33 / AHZAB - 65
Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar.
7 / A'RAF - 36
Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
2 / BAKARA - 39
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.
2 / BAKARA - 81
Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Hayır, (sandığınız gibi değil) kim günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa; işte onlar, ateş halkıdır ve içinde de devamlı kalacaklardır.
2 / BAKARA - 161
İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun ulâike aleyhim la’netullâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Muhakkak ki (Allah'a ruhun ölmeden ulaşmasını yani hidayeti) küfredip (örtüp gizleyip) kâfir olarak ölenlere, işte onlara, Allah'ın, meleklerin ve insanların hepsinin lâneti onların üstünedir.
2 / BAKARA - 162
Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
(Onlar) onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.
2 / BAKARA - 167
Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).
Ve o (Allah'tan başkasına) tâbî olanlar dedi ki: “Keşke bizim için (dünyaya) bir kere daha dönüş olsaydı. O zaman bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşırdık.” Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını (hüsrana düştüklerini) gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller.
2 / BAKARA - 217
Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: “Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O'nu inkâr etmek, (mü'minlere) Mescid-i Haram'ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke'den sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten daha da büyük (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse, o taktirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”
2 / BAKARA - 257
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah'a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
2 / BAKARA - 275
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak şeytan çarpmasından hırpalanmış bir kimse gibi kalkarlar. İşte bu, onların: “Fakat alışveriş faiz gibidir.” demeleri sebebiyledir. Allah, alışverişi helâl; faizi haram kılmıştır. Bundan sonra, Rabbinden kendisine öğüt gelen kimse (ona uyarak) artık (faizden) vazgeçerse, o taktirde geçmiş olan (önceden aldığı faiz) onundur ve onun işi (onun hakkındaki hüküm) Allah'a aittir. Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.
98 / BEYYİNE - 6
İnnellezîne keferû min ehlil kitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ, ulâike hum şerrul beriyeh(beriyyeti).
Muhakkak ki kitap ehlinden inkâr edenler ve müşrikler, cehennem ateşindedirler ve orada devamlı kalacak olanlardır. İşte onlar, onlar yaratılmışların şerrli olanlarıdır.
72 / CİN - 23
İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).
(Bu) sadece Allah'tan olanı tebliğ ve O'nun risaletidir. Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.
6 / EN'AM - 128
Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
Ve onların hepsini biraraya topladığı gün (Allahû Tealâ şöyle buyuracaktır): “Ey cin topluluğu! İnsanlarla sayınızı artırdınız (tagutların arasına insanları da kattınız).” Onlara dost olan insanlardan bir kısmı şöyle dedi: “Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir ettiğin zamanın bitiş noktasına (sonuna) eriştik.” (Allahû Tealâ): “Allah'ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. Muhakkak ki; senin Rabbin, hüküm sahibi ve en iyi bilendir.
21 / ENBİYA - 99
Lev kâne hâulâi âliheten mâ veradûhâ, ve kullun fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.
25 / FURKAN - 68
Vellezîne lâ yed’ûne meallâhi ilâhen âhara ve lâ yaktulûnen nefselletî harremallâhu illâ bil hakkı ve lâ yeznûn(yeznûne), ve men yef’al zâlike yelka esâmâ(esâmen).
Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha tapmazlar. Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kişiyi haklı olmadıkça öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.
25 / FURKAN - 69
Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.
41 / FUSSİLET - 24
Fe in yasbirû fen nâru mesven lehum ve in yesta’tibû fe mâ hum minel mu’tebîn(mu’tebîne).
Artık sabredebilirlerse artık ateş onların kalacakları yerdir. Ve eğer onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
41 / FUSSİLET - 28
Zâlike cezâu a’dâillâhin nâr(nârun), lehum fîhâ dârul huld(huldi), cezâen bimâkânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).
İşte bu Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bilerek inkâr etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar için orada ebedîlik yurdu vardır.
59 / HAŞR - 17
Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fîn nâri hâlideyni fîhâ, ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).
Böylece ikisinin (münafıkların ve şeytanın) akıbeti orada, ateşin içinde ebediyyen kalmak oldu. Ve işte bu, zalimlerin cezasıdır.
11 / HUD - 39
Fe sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yehıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).
Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek.
11 / HUD - 107
Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel'ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe'âlun limâ yurîd(yurîdu).
Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç. Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi yapandır.
82 / İNFİTAR - 14
Ve innel fuccâre lefî cahîm(cahîmın).
Ve muhakkak ki füccar, mutlaka alevli ateş içindedir.
82 / İNFİTAR - 15
Yaslevnehâ yevmed dîn(dîni).
Dîn günü ona (alevli ateşe) yaslanırlar (atılırlar).
82 / İNFİTAR - 16
Ve mâ hum anhâ bi gâibîn(gâibîne).
Ve onlar, ondan (alevli ateşten) gaib olacak (kaybolacak, yanıp bitecek) değillerdir.
5 / MAİDE - 37
Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun).
Ateşten çıkmak isterler ama onlar, oradan çıkacak değillerdir. Onlar için daimî bir azap vardır.
5 / MAİDE - 80
Terâ kesîran minhum yetevellevnellezîne keferû lebi’se mâ kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallâhu aleyhim ve fîl azâbi hum hâlidûn(hâlidûne).
Onlardan birçoğunun kâfirlere döndüğünü görürsün. Nefslerinin, kendilerine takdim ettiği şey; ''Allah'ın onlara öfkelenmesi'', ne kötü. Onlar azapta ebedî kalırlar.
58 / MUCADELE - 17
Len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum min allâhi şey’â(şey’en), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Onların malları ve evlâtları, Allah'tan bir şeye (azaba) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir, orada ebediyen kalacak olanlardır.
47 / MUHAMMED - 15
Meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muh(ta’muhu), ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.
Takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu şudur ki; içinde kokusu değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve saf (süzülmüş) baldan nehirler bulunur. Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) Rab'lerinden mağfiret vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?
23 / MU'MİNUN - 103
Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
40 / MU'MİN - 76
Udhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü.
16 / NAHL - 29
Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.
78 / NEBE - 21
İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).
Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.
78 / NEBE - 22
Lit tâgîne meâbâ(meâben).
Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.
78 / NEBE - 23
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
(Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.
4 / NİSA - 14
Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâren hâliden fîhâ ve lehu azâbun muhîn(muhînun).
Kim Allah'a ve peygamberine isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, daimî kalmak üzere ateşe atılır. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
4 / NİSA - 93
Ve men yaktul mu’minen muteammiden fe cezâuhu cehennemu hâliden fîhâ ve gadıballâhu aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azâben azîmâ(azîmen).
Ve kim, bir mü'mini taammüden (kastederek) öldürürse, onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah'ın gazabı ve lâneti onun üzerinedir. Allah, onun için büyük azap hazırlamıştır.
4 / NİSA - 169
İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîren).
Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
13 / RAD - 5
Ve in ta’ceb fe acebun kavluhum e izâ kunnâ turâben e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), ulâikellezîne keferû bi rabbihim, ve ulâikel aglâlu fî a’nâkıhim, ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Eğer acayip buluyorsan (şaşıyorsan) (bil ki;) asıl onların: “Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten, mutlaka yeniden mi halkedileceğiz (yaratılacağız)?" sözleri acayip (şaşılacak şey)dir. İşte onlar, Rab'lerini inkâr eden kimselerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.
37 / SAFFAT - 9
Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
Kovulmuş olarak, onlar için kesilmeyen sürekli azap vardır.
32 / SECDE - 14
Fe zûkû bi mâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Öyleyse bu "likâe" (Allah'a ulaşma) gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın.
32 / SECDE - 20
Ve emmellezîne fesekû fe me’vâhumun nâr(nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
Ve fakat fasık olanlar, onların mevası (barınağı) ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler (geri döndürülürler). Ve onlara: "Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzip etmiştiniz (yalanlamıştınız)." denir.
42 / ŞURA - 45
Ve terâhum yu’redûne aleyhâ hâşiîneminez zulli yenzurûne min tarfin hafîy(hafîyyin), ve kâlellezîne âmenû innel hâsirînellezîne hasirû enfusehum ve ehlîhim yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), e lâ innez zâlimîne fî azâbin mukîm(mukîmin).
Ve onları zilletten boyun eğmiş olarak, ona (azaba) arz olunurken, gizli gizli (yan gözle) baktıklarını görürsün. Âmenû olanlar dediler ki: “Muhakkak ki hüsranda olanlar, kıyâmet günü, kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürenlerdir.” Muhakkak ki zalimler, mukîm (devamlı) azabın içindedirler, değil mi?
20 / TAHA - 101
Hâlidîne fîh(fîhi), ve sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ(hımlen).
Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür.
20 / TAHA - 127
Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yu’min bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ.
İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).
64 / TEGABUN - 10
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâri hâlidîne fîhâ ve bi’sel masîr(masîru).
Âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlar; işte onlar, ateş ehlidirler, orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ve (o) ne kötü varış yeri (ulaşılacak yer).
9 / TEVBE - 17
Mâ kâne lil muşrikîne en ya'murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a'mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne).
Müşriklerin, Allah'ın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin (nefslerinin) küfürlerine (inkârlarına, kâfirliklerine) şahitler iken. İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.
9 / TEVBE - 63
E lem ya’lemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîm(azîmu).
Allah ve O'nun resûlüne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır (rezilliktir).
9 / TEVBE - 68
Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun).
Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. Ve onlar için ikâme edilmiş olan (devamlı kılınan) bir azap vardır.
10 / YUNUS - 27
Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilleh(zilletun), mâ lehum minallâhi min âsim(âsimin), ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kita'an minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Seyyiat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli kadardır. Ve onları bir zillet kaplar. Ve onların Allah'a karşı bir koruyucusu yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parça ile kaplanmış gibidir. İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacak olanlardır).
10 / YUNUS - 52
Summe kîle lillezîne zalemû zûkû azâbel huld(huldi), hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).
Sonra zulmedenlere: “Ebedî (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?
39 / ZUMER - 40
Men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yahıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).
Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onun üstüne iner.
39 / ZUMER - 72
Kîledhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
(Onlara): "Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!" denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne kötü.
43 / ZUHRUF - 74
İnnel mucrimîne fî azâbi cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Muhakkak ki mücrimler (suçlular), cehennem azabı içinde ebediyyen kalacak olanlardır.
43 / ZUHRUF - 75
Lâ yufetteru anhum ve hum fîhi mublisûn(mublisûne).
(Azap) onlardan hafifletilmez. Ve onlar, orada (Allah'ın rahmetinden) ümit kesmiş olanlardır.
Logged
Islandı_Seccadem'in Imzasi
BAKARA - 149 : Nereden yola çıkarsan çık. (Namazda) vechini (yüzünü) Mescid-i Haram yönüne çevir. Bu, hiç şüphesiz Rabbinden elbette bir hak (emir)dir. Allah yaptıklarınızdan gâfil (habersiz) değildir.
Sponsor Bağlantı
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
Pasif
Mesajlar: 1371
Re: CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Posted on:
30 Temmuz 2010, 21:26:03 »
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olArak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.Herseysizinicin.com Yönetimi
GİRİŞ YAP
ÜYE OL
Anahtar Kelimeler:
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. oyunları, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. programı, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. oyunu indir, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. program yükle, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. download, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. hikayeleri, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. resimleri, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. haber, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. yükle, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. videosu, CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR. msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Üyenin Nicki:Canadian
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
Canadian
Tecrübeli
Karma: 5
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 21
Mesaj Sayısı: 106
Me, the freakin' highschooler :P
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #1 :
31 Aralık 2007, 21:20:28 »
55+3cehenemden cehennemden cıkıs yok
55+2 ayet )
1-)3 / AL-İ İMRAN - 88
Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
(O lânetin) içinde de ebedî kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara nazar edilmeyecektir (bakılmayacaktır
2-)3 / AL-İ İMRAN - 116
İnnellezîne keferû len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Hiç şüphesiz o kâfirlerin, ne malları ve ne de evlâtları, onlara; Allah’tan (gelecek bir cezaya) bir şey’e, (karşı koymaya) yetmez. İşte onlar, ateş ehlidir. Orada devamlı kalacaklardır.
3-). 33 / AHZAB - 65
Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar.
4-)7 / A'RAF - 36
Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
5-)7/A'RAF-40
İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
6-)2 / BAKARA - 39
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.
7-)2 / BAKARA - 81
Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Hayır, (sandığınız gibi değil) kim günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa; işte onlar, ateş halkıdır ve içinde de devamlı kalacaklardır.
8-)2/BAKARA-86
Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hiç hafifletilmeyecek ve onlara yardım da olunmayacaktır.
9-). 2 / BAKARA - 162
Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
(Onlar) onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.
10-)2 / BAKARA - 167
Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).
Ve o (Allah’tan başkasına) tâbî olanlar dedi ki: “Keşke bizim için (dünyaya) bir kere daha dönüş olsaydı. O zaman bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşırdık.” Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını (hüsrana düştüklerini) gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller.
11-)2 / BAKARA - 217
Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: “Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O’nu inkâr etmek, (mü’minlere) Mescid-i Haram’ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke’den sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten daha da büyük (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dîninden dönerse, o taktirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”
12-)2 / BAKARA - 257
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
13-)2 / BAKARA - 275
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak şeytan çarpmasından hırpalanmış bir kimse gibi kalkarlar. İşte bu, onların: “Fakat alışveriş faiz gibidir.” demeleri sebebiyledir. Allah, alışverişi helâl; faizi haram kılmıştır. Bundan sonra, Rabbinden kendisine öğüt gelen kimse (ona uyarak) artık (faizden) vazgeçerse, o taktirde geçmiş olan (önceden aldığı faiz) onundur ve onun işi (onun hakkındaki hüküm) Allah’a aittir. Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.
14-)98 / BEYYİNE - 6
İnnellezîne keferû min ehlil kitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ, ulâike hum şerrul beriyeh(beriyyeti).
Muhakkak ki onlar, kitap ehlinden kâfir olanlardır ve müşriklerdendir. Cehennem ateşi içinde ve ebediyyen kalacak olanlardır. İşte onlar, onlar yaratıkların en şerrlileridir.
15-)72 / CİN - 23
İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).
Allah tarafından olan tebliğ ve O’nun (verdiği) risaleti hariç. Her kim, Allah’a ve resûlüne karşı gelirse, isyan ederse, onun cezası cehennem ateşidir. Orada ebediyyen kalırlar.
16-)45/CASİYE-35
Zâlikum bi ennekumuttehaztum âyâtillâhi huzuven ve garretkumul hayâtud dunyâ, fel yevme lâ yuhrecûne minhâ ve lâ hum yusta’tebûn(yusta’tebûne).
İşte bu, Allah’ın âyetlerini alay konusu etmeniz sebebiyledir. Ve sizi dünya hayatı aldattı. Öyleyse o gün oradan çıkarılmazlar. Ve onlardan bir özür istenmez (kabul edilmez).
17-)6 / EN'AM - 128
Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
Ve onların hepsini biraraya topladığı gün (Allahû Tealâ şöyle buyuracaktır): “Ey cin topluluğu! İnsanlarla sayınızı artırdınız (tagutların arasına insanları da kattınız).” Onlara dost olan insanlardan bir kısmı şöyle dedi: “Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir ettiğin zamanın bitiş noktasına (sonuna) eriştik.” (Allahû Tealâ): “Allah’ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. Muhakkak ki; senin Rabbin, hüküm sahibi ve en iyi bilendir.
18-)21 / ENBİYA - 99
Lev kâne hâulâi âliheten mâ veradûhâ, ve kullun fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.
19-)25 / FURKAN - 69
Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).
Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.
20-)41 / FUSSİLET - 24
Fe in yasbirû fen nâru mesven lehum ve in yesta’tibû fe mâ hum minel mu’tebîn(mu’tebîne).
Artık sabredebilirlerse artık ateş onların kalacakları yerdir. Ve eğer onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
21-)41 / FUSSİLET - 28
Zâlike cezâu a’dâillâhin nâr(nârun), lehum fîhâ dârul huld(huldi), cezâen bimâkânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).
İşte bu Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bilerek inkâr etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar için orada ebedîlik yurdu vardır.
22-)59 / HAŞR - 17
Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fîn nâri hâlideyni fîhâ, ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).
Böylece ikisinin akıbeti, ebediyen kalacakları ateşin içinde olmaktır. Zalimlerin cezası budur.
23-)1/HUD-8: Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuh(yahbisuhu), e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Ve eğer bir ümmete azabı, (onlardan) belli bir süre ertelesek (tehir etsek), mutlaka: “Onu tutan (men eden) nedir?” derler. Onlara azap geldiği gün, onlardan uzaklaştırılacak değil. (Öyle) değil mi? Onunla alay etmiş oldukları şey, onları kuşattı (ihata etti).
24-)11 / HUD - 39
Fe sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yehıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).
Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek.
25-)11 / HUD - 107
Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel'ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe'âlun limâ yurîd(yurîdu).
Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç. Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi yapandır.
26-)82 / İNFİTAR - 16
Ve mâ hum anhâ bi gâibîn(gâibîne).
Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler.
27-)18/KEHF-2
Kayyimen li yunzire be'sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu'minînellezîne ya'melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ(hasenen).
(Kur’ân-ı Kerim), kayyum (kıyâmete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).
18/KEHF-3
Mâkisîne fîhi ebedâ(ebeden).
Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).
28-)5 / MAİDE - 37
Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun).
Ateşten çıkmak isterler ama onlar, oradan çıkacak değillerdir. Onlar için daimî bir azap vardır.
29-)5 / MAİDE - 80
Terâ kesîran minhum yetevellevnellezîne keferû lebi’se mâ kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallâhu aleyhim ve fîl azâbi hum hâlidûn(hâlidûne).
Onlardan birçoğunun kâfirlere döndüğünü görürsün. Nefslerinin, kendilerine takdim ettiği şey; ‘‘Allah’ın onlara öfkelenmesi’’, ne kötü. Onlar azapta ebedî kalırlar.
30-)58 / MUCADELE - 17
Len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum min allâhi şey’â(şey’en), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Onların malları ve evlâtları, Allah’tan bir şeye (cefaya) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir ve orada ebediyyen kalacak olanlardır.
31-)47 / MUHAMMED - 15
Meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muh(ta’muhu), ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.
Takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu şudur ki; içinde kokusu değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve saf (süzülmüş) baldan nehirler bulunur. Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) Rab’lerinden mağfiret vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?
32-)23 / MU'MİNUN - 103
Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
33-)40 / MU'MİN - 76
Udhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü.
34-)16 / NAHL - 29
Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.
35-)78 / NEBE - 23
Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
Orada asırlarca (nihayetsiz olarak) kalacak olanlardır.
36-)4 / NİSA - 14
Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâren hâliden fîhâ ve lehu azâbun muhîn(muhînun).
Kim Allah’a ve peygamberine isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa, daimî kalmak üzere ateşe atılır. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
37-)4 / NİSA - 93
Ve men yaktul mu’minen muteammiden fe cezâuhu cehennemu hâliden fîhâ ve gadıballâhu aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azâben azîmâ(azîmen).
Ve kim, bir mü’mini taammüden (kastederek) öldürürse, onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah’ın gazabı ve lâneti onun üzerinedir. Allah, onun için büyük azap hazırlamıştır.
38-)4 / NİSA - 169
İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîren).
Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
39-)13 / RAD - 5
Ve in ta’ceb fe acebun kavluhum e izâ kunnâ turâben e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), ulâikellezîne keferû bi rabbihim, ve ulâikel aglâlu fî a’nâkıhim, ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Eğer acayip buluyorsan (şaşıyorsan) (bil ki;) asıl onların: “Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten, mutlaka yeniden mi halkedileceğiz (yaratılacağız)?" sözleri acayip (şaşılacak şey)dir. İşte onlar, Rab’lerini inkâr eden kimselerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.
40-)37 / SAFFAT - 9
Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
Kovulmuş olarak, onlar için kesilmeyen sürekli azap vardır.
41-)32 / SECDE - 14
Fe zûkû bi mâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Öyleyse bu “likâe” (Allah’a ulaşma) gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın.
42-)32 / SECDE - 20
Ve emmellezîne fesekû fe me’vâhumun nâr(nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
Fakat fasık olanlar, onların mevası (barınağı) ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler (geri döndürülürler). Ve onlara: “Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzib etmiştiniz (yalanlamıştınız).” denir.
43-)42 / ŞURA - 45
Ve terâhum yu’redûne aleyhâ hâşiîneminez zulli yenzurûne min tarfin hafîy(hafîyyin), ve kâlellezîne âmenû innel hâsirînellezîne hasirû enfusehum ve ehlîhim yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), e lâ innez zâlimîne fî azâbin mukîm(mukîmin).
Ve onları zilletten boyun eğmiş olarak, ona (azaba) arz olunurken, gizli gizli (yan gözle) baktıklarını görürsün. Âmenû olanlar dediler ki: “Muhakkak ki hüsranda olanlar, kıyâmet günü, kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürenlerdir.” Muhakkak ki zalimler, mukîm (devamlı) azabın içindedirler, değil mi?
44-)20 / TAHA - 101
Hâlidîne fîh(fîhi), ve sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ(hımlen).
Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür.
45-)20 / TAHA - 127
Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yu’min bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ.
İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).
46-)64 / TEGABUN - 10
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâri hâlidîne fîhâ ve bi’sel masîr(masîru).
Ve onlar ki âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlardır. İşte onlar ateş ehlidirler ve orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ne kötü varış yeri.
47-)9 / TEVBE - 17
Mâ kâne lil muşrikîne en ya'murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a'mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne).
Müşriklerin, Allah’ın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin (nefslerinin) küfürlerine (inkârlarına, kâfirliklerine) şahitler iken. İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.
48-)9 / TEVBE - 63
E lem ya’lemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîm(azîmu).
Allah ve O’nun resûlüne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır (rezilliktir).
49-)9 / TEVBE - 68
Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun).
Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. Ve onlar için ikâme edilmiş olan (devamlı kılınan) bir azap vardır.
50-)10 / YUNUS - 27
Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilleh(zilletun), mâ lehum minallâhi min âsim(âsimin), ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kita'an minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Seyyiat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli kadardır. Ve onları bir zillet kaplar. Ve onların Allah’a karşı bir koruyucusu yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parça ile kaplanmış gibidir. İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacak olanlardır).
51-)10 / YUNUS - 52
Summe kîle lillezîne zalemû zûkû azâbel huld(huldi), hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).
Sonra zulmedenlere: “Ebedî (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?
52-)39 / ZUMER - 40
Men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yahıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).
Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onunüstüne iner.
53-)39 / ZUMER - 72
Kîledhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ, fe bi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
(Onlara): “Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!” denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne kötü.
54-)43 / ZUHRUF - 74
İnnel mucrimîne fî azâbi cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Muhakkak ki mücrimler (suçlular), cehennem azabı içinde ebediyyen kalacak olanlardır.
55-)43 / ZUHRUF - 75
Lâ yufetteru anhum ve hum fîhi mublisûn(mublisûne).
(Azap) onlardan hafifletilmez. Ve onlar, orada (Allah’ın rahmetinden) ümit kesmiş olanlardır.
*********************************************************
+
5/MAİDE-72: Lekad keferallezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) ve kâlel mesîhu yâ benî isrâîla’budûllâhe rabbî ve rabbekum innehu men yuşrik billâhi fekad harremallâhu aleyhil cennete ve me’vâhun nâr(nâru) ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).
Andolsun ki; “Muhakkak ki; Allah, O, Meryemoğlu mesihtir.”diyenler, kâfir olmuşlardır. Oysa mesih (Hz. İsa, onlara) şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kul olun. Doğrusu kim Allah’a şirk (eş, ortak) koşarsa, muhakkak ki; Allah, ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için bir yardımcı da yoktur.
74/MUDESSİR-27: Ve mâ edrâke mâ sekar(sekaru).
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
74/MUDESSİR-28: Lâ tubkî ve lâ tezer(tezeru).
Ne alıkoyar(cehhenemi görmek için gelem müminleri), ne bırakır. (azab çekmek için giren kimseleri)
3/AL-İ İMRAN-188
Lâ tahsebennellezîne yefrahûne bi mâ etev ve yuhıbbûne en yuhmedû bi mâ lem yef’alû fe lâ tahsebennehum bi mefâzetin minel azâb(azâbi), ve lehum azâbun elîm(elîmun).
O karşılaştıkları şeyler ile şımaran, yapmadıkları şeylerle de övülmeyi sevenlerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Zannetme ki (onlar, azaptan kurtulacak). Onlar için elîm bir azap var.
************************************************************ **
5-)7/A'RAF-40
İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
2/BAKARA-86
Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hiç hafifletilmeyecek ve onlara yardım da olunmayacaktır.
15-)ıÜü45/CASİYE-35
Zâlikum bi ennekumuttehaztum âyâtillâhi huzuven ve garretkumul hayâtud dunyâ, fel yevme lâ yuhrecûne minhâ ve lâ hum yusta’tebûn(yusta’tebûne).
İşte bu, Allah’ın âyetlerini alay konusu etmeniz sebebiyledir. Ve sizi dünya hayatı aldattı. Öyleyse o gün oradan çıkarılmazlar. Ve onlardan bir özür istenmez (kabul edilmez).
ıÜü26-)18/KEHF-2
Kayyimen li yunzire be'sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu'minînellezîne ya'melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ(hasenen).
(Kur’ân-ı Kerim), kayyum (kıyâmete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).
18/KEHF-3
Mâkisîne fîhi ebedâ(ebeden).
Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).
22-)1/HUD-8: Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuh(yahbisuhu), e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Ve eğer bir ümmete azabı, (onlardan) belli bir süre ertelesek (tehir etsek), mutlaka: “Onu tutan (men eden) nedir?” derler. Onlara azap geldiği gün, onlardan uzaklaştırılacak değil. (Öyle) değil mi? Onunla alay etmiş oldukları şey, onları kuşattı (ihata etti).
------------------------------------------------------------ --------------------------------------------------
CEHENNEME MÜMİN OLAN GİRMEZ
Ben Allah'tan baska ilah olmadigina, benimde O'nun Resulü
olduguma sehadet ederim. Bu iki sehadeti canü gönülden söy
leyip Allah'a yöneleni Allah'in cehennem atesinden koruyacagi
na kesinlikle sehadet ederim."(Ahmed b. Hanbel-Müsned)
Kalbi ile Allah'a yönelmis olarak iki rek'at namaz kilan kimse
anasindan yeni dogmus gibi bütün günahlarindan arinir.
(Imam Gazali Kalplerin Kesfi-s.121)
Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in resulü oldu
guma sehadet ediniz. Bu iki cümleye inanarak Allah'a mülaki
olan (Ruhunu Allah'a ulastiran) bir kulun cennetten mahrum
kalmasi düsünülemez."(Riyadussalihin s.389)
Peygamberimiz s. efendimiz namaz kilmak icin ayaga kal
karak Melik bin Dugsum nerede? diye sordu. Oradakilerden
birisi; O Allah'i ve O'nun Resulünü sevmeyen bir münafiktir,dedi.
Peygamberimiz s.; Öyle deme sirf Allah'in vechini (zatini) dile
yerek, Le ilehe ill dedigini görmüyormusun? Allah, sirf
Allah'in vechini dileyerek Le ilehe ill diyen kimseyi cehennem
atesine haram kilmistir."Buhari-Muslim Riyadussalihin s.1170 nr.
1531) Hadisi kudsi- "Ey kullarim ! Ben zulmü kendime haram kildigim gibi onu aranizda da yasak kildim. O halde sakin birbirinize zulm etmeyiniz. Ey kullarim ! Hepiniz dalalettesiniz, tek Benim hidayete erdirdiklerim müstesna; o halde DILEYIN, de sizi hidayete erdireyim. (Muslim- Riyadussalihin s.137)
Cabir Ibnu Abdillah el-Ensari (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Iki sey vardir gerekli kilicidir" Bir zat: -Ey Allah'in Rasulu! gerekli kilan bu iki seyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):
"Kim Allah'a herhangi bir seyi ortak kilmis olarak olurse bu kimse atese girecektir. Kim de Allah'a hicbir seyi ortak kilmadan olurse o da cennete girecektir" cevabini verdi."
Muslim, Iman 151, (93).
Hadis No: 4132.kutubi sitte
Tanym: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affıma) ümid ettikçe ben senden her ne sadır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanyn bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey Ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksyzın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."
Cennete ancak muminler girecektir: Buhari; 14c. 6496,
Cennete hesabsız girecekler: Müslim; 220,*
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamette, sorgusuz sualsiz uçarak Cennete gidenlere melekler, (Bu dereceye nasıl kavuştunuz) dediler. “İki hasletimiz vardı. Yalnız iken de günah işlemeye utanırdık ve Allahü teâlânın verdiği az rızka razı olurduk” dediler.) [İbni Hibban]
(Allah’ın Rab, benim de peygamber olduğuma kesin olarak inanana, Cehennem haram olur.) [Hakim]
(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]
2036 2036 KUTUBİ SİTTE:
Abdu'llah İbn-i Mes'ûd radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Resûlullah Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
(Ashâb'ım!) Cennet sizin her birinize nalınının tasmasından daha yakındır, Cehennem de bunun gibi (yakın) dır. (Tâ'at Cennet'e, ma'sıyet Cehennem'e yaklaştırır).
Ebû Saîd-i Hudrî radiya'llâhu anh'den rivâyete göre Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kıyâmet günü (ehl-i Cennet, Cennet'e, Cehennemlikler de Cehennem'e ayrıldıktan sonra) ölüm, aklı, karalı alaca bir koyun sûretinde getirilecek. Bir dellâl: Ey Cennet halkı, diye bağıracak! Cennet'tekiler hemen boyunlarını uzatıp başlarını kaldıracaklar ve (bulundukları yerden çıkacak) bakacaklar, Şimdi dellâl: Bunu bilir misiniz? diye sorar. Ehl-i Cennet'in hepsi onu görerek: Evet biliriz, bu ölümdür, derler. Sonra dellâl: Ey Cehennem halkı, diye yüksek sesle seslenir! Onlar da boyunlarını uzatıp başlarını kaldırırlar. Ve (bulundukları berzahtan çıkıp korku içinde) bakarlar. Dellâl: Bunu biliyor musunuz, diye sorar. Onlar da hepsi onu görerek: Evet biliriz, bu ölümdür, derler. Bundan sonra koyun sûretindeki ölüm (Cennet'le Cehennem arasında) boğazlanır. Bundan sonra dellâl: "Ey Cennet halkı! Cennet'te ebedî yaşıyacaksınız, artık ölüm yoktur. (Cehhennem halkına da) Ey Cehennem'likler siz de karargâhınızda ebedîsiniz, size de ölüm yoktur!" diyecek. Bundan sonra münâdî:
Bu gaflettekiler ehl-i dünyâdır âyetini okur.
1752
İbn-i Ömer radiya'llahu anh'den rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ehl-i Cennet Cennet'e, ehl-i Cehennem Cehennem'e (ayrılıb) gidince ölüm (mefhûmuna, gürbüz bir koç sûretinde vücud verilerek) getirilir. Tâ Cennetle Cehennem arasında yatırılarak kesilir. Sonra bu münâdî: Ey ehl-i Cennet artık ölüm yoktur, ey Cehennem halkı ölüm yoktur! Diye i'lân eder. Ehl-i Cennetin ferâhına bir ferah daha ziyâde olunur, ehl-i Cehennem'in de hüzün ve kederine bir hüzün daha yüklenir.
2052
‘Kim ki Allahu Teala’dan başka ilah olmadığına ve M uhammed Mustafa’nın(s.a.v)Allahu Tealanın Resülü olduğuna şehadet ederse HZ.Allah(c.c)ona cehennemi haram kılar(hadis-i erif,sahih-i müslim)
‘Kim ki Allahu Teala’dan başka ilah olmadığına ve M uhammed Mustafa’nın(s.a.v)Allahu Tealanın Resülü olduğuna şehadet ederse HZ.Allah(c.c)ona cehennemi haram kılar(hadis-i erif,sahih-i müslim)
marifetname nazım sayfa 1064);
bu tevhid oldu aslı herkemilin
kamu zavke çü tevhid oldu mebde
azaba bais olab şirkü çektir
kişinin şirki denludur azabı
kişin şirkten pak olsa canı
bir işi zeydü amrın bilmeyeydi
gel ilmi zeyd ü amra<tapmağı koy
usat-ı müminini yaktığı nar
eğer şirk hafidir,ger<celidir
huda<kılmaz velsine azap(BAKARA257)
33mısra
Habibullaha sen kıl iktidayı
ki şirkü şektir aslıher dalalin
azab-ı ekbere şirk oldu menşe
eren tevhide zevk etmek gerektir
er isen gayet eyle ictinabı
O görmez hiç azab-ı dü cihanı
azaba cismü canın salmayaydı
kamudan pak olan labud velidir(syf1065)
veli ol,şirkten kıl ictinabı (kişi bakar257 göre Allahın velisi olmadığı müddedce o kişi şirkdedir.Allahu tealada şirk koşana cehennemi haram kıldığını buyuruyor)maide72:ıÜüDoğrusu kim Allah’a şirk (eş, ortak) koşarsa, muhakkak ki; Allah, ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir. Zalimler için bir yardımcı da yoktur. )
23. Makale FUTUHUL GAYB
Allah’ı bırakıp mahluka güvenmek de şirk olur. Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah’a kul ol. Şirkin büyük zulüm olduğunu Allah’u Taâla, şu âyet-i Kerimelerle bize haber verir.
- “Şirk koşma, şirk büyük zulümdur. “
- “Allah şirki bağışlamaz. Ondan gayrı her günahı isterse affeder.”
Şirke yanaşma, şirkten çok sakın. Bütün halinde Allah’a ortak koşmaktan kork. Kalbinle ve diğer duygularınla günah işlemekten kork. Günahın gizlisini, aşikaresini bırak. Allah’tan kaçma, nereye gitsen seni bulur. Allah’ın verdiği hükümler karşı olma, sonra seni ezer. O’nun işlerine karışma, rezil olursun. O’ndan gafil olma, uyandırırsa utanırsın. O’nun sırlarını yabancılara açma, mahvolursun. Allah’ın gösterdiği yolu keyfine göre tefsir etme, yerin dibine batarsın. Kalbin kapkara olur. İman nurun söner. Anlayışın yok olur. Şeytanlar üzerine atılır. Nefsin seni boğar. Bütün dostların düşman olur. Komşuların seni sevmez. Arkadaşların senden uzaklaşır. Evinde bulunan yılan, akrep, cinler ve bütün hayvanat sana hıyanet eder. Dünyada kısmetin kesilir. Ahirette ise en çetin azaba girersin.
AROI
Logged
Canadian'in Imzasi
Be cool, stay strong, wish to reach God, it's the only happiness that lasts long...=D
Üyenin Nicki:DeMiR
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
DeMiR
Resule Hasret
Site Kurucusu
Karma: 1275
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 874
Mesaj Sayısı: 2364
En Büyük İbadet Zikirdir
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #2 :
31 Aralık 2007, 22:32:32 »
aro kardeşlerim süper paylaşım
Logged
DeMiR'in Imzasi
Yunus der ki Ey hoca
Gerekse var bin Hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
Üyenin Nicki:mihr_mardin
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
mihr_mardin
• Mehdi As Askeri •
Global Moderator
Karma: 38
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 32
Mesaj Sayısı: 303
'' Eski Mısırda Bilinmeyen bir Tanrı'yım ''
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #3 :
02 Şubat 2008, 14:01:50 »
hay aro canım kardeşlerim. paylaşımlarınız dehşet
devamını bekleriz inş.
Logged
mihr_mardin'in Imzasi
•ALLAH
•ALLAH
•ALLAH•
Üyenin Nicki:EVLİYA
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
EVLİYA
Site Kurucusu
Karma: 506
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 13
Mesaj Sayısı: 266
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #4 :
16 Ağustos 2009, 10:50:08 »
Allah sizlerden ebedi razı olsun .Bu konuyuda gündeme getirmek zorundayım.AEO.
Logged
EVLİYA
Ya İmza Seçmediniz. Yada İmzanız Her Sayfada Bir Kez Yayınlanıyor.Yöneticiye Başvurabilirsiniz ..
Üyenin Nicki:atalan32
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
atalan32
Yeni Üye
Karma: 0
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 0
Mesaj Sayısı: 3
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #5 :
16 Ağustos 2009, 21:37:03 »
sa aro Cehennem azabının ebedi oluşunun risale-i nurdaki delilleri;
Onüçüncü Sözün
İkinci Makamı
[Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir.]
Bir kısım gençler tarafından, şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesâtın hücumları karşısında «Âhiretimizi ne suretle kurtaracağız?» diye, Risale-i Nur’dan medet istediler. Ben de Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi namına onlara dedim ki:
Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda «Üç Yol»dan başka yol yok..
Birinci Yol: O kabir, ehl-i îman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.
İkinci Yol: Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek.
(((saidi nursi hazretlerinin burda anlatmak istedğiği ahirete inanan ancak takva sahibi olmayan kimseler için kabrin bir idam-ı ebedi olan cehenneme yol açan bir kapı olduğunu söylemektedir inş.gerçektende kabir bir kapıdır herkes o kapıdan geçer.ama durak yeri ebedi cehenemdir diyor.))
Üçüncü Yol: Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için bir ıdam-ı ebedî kapısı... Yâni; hem kendisini, hem bütün sevdiklerini îdam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek. Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor; göz ile görünür.
((
BURDADA YİNE KABRİN BİR KAPI OLDUĞUNDAN BAHSEDİYOR .DARACINI BİLİRSİNİZ BİR SANDELYEYE ÇIKILIR O KİŞİ İPİNİN ÇEKİLMESİNİ BEKLER İNŞ ))
Madem ecel gizlidir: Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Ve genç ihtiyar farkı yoktur. Elbette daima gözü önünde, öyle bü-yük dehşetli bir mes’ele karşısında biçare in-san; o îdam-ı ebedî, o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferidden kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkîye, bir saadet-i ebediyeye ve âlem-i nûra açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi, o insanın dünya kadar büyük bir mes’elesidir.
Bu kat’î hakikat, bu üç yol ile bulunduğun-da ve bu üç yolun da mezkûr üç hakikat ile o-lacağını ihbar eden yüzyirmidört bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişâne-i tasdik olan mu’cize-ler bulunan Enbiyalar ve o Enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri, keşf ve zevk ve şuhûd ile tasdik eden ve imza basan yüzyir-midört milyon Evliyanın aynı hakikate şeha-detleri ve hadd ü hesaba gelmeyen muhak-kiklerin, kat’î delilleriyle o Enbiya ve Evliya-nın verdikleri aynı haberleri aklen ilmel-yakîn derecesinde (*) isbat ettikleri ve yüzde doksan-dokuz ihtimâl-i kat’î ile «Îdam ve zindan-ı ebe-dîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız îman ve itaat iledir.» diye ittifakan haber veriyorlar
Dünyada, hapsin korkusundan, en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde, Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve latîf bir hizmet için sana gayret vermiyor mu? Sözler | Yirmi Birinci Söz | 245
BİRİNCİ NOKTA
İnsan, nur-u İmân ile âlâ-yı illiyyîne çıkar; Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer; Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü, İmân insanı Sâni-i Zülcelâline nispet ediyor. İmân bir intisabdır. Öyle ise, insan, İmân ile insanda tezâhür eden san'at-ı İlâhiye ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibâriyle bir kıymet alır. Küfür, o nisbeti kat' eder. Yirmi Üçüncü Söz
O kibirli akıllarını istihfaf ediyor. Onları bidâyeten idâm-ı ebedî ile ve sonra da Cehennemde idâm-ı ebedî ile beraber dünyevî idâm ile de mahkûm ediyor. Der: "Ya muâraza ediniz, yahut can ve malınız helâkettedir." Sözler | Yirmi Beşinci Söz | 333
yoksa dünyada haysiyetsiz, nâmussuz, dinsiz, şerefsiz, zillet içinde, can ve malınız helâkette mahvolup ve âhirette
-2-
işaretiyle, Cehennemde haps-i ebedî ile mahkûm ve sanemlerinizle beraber ateşe odunluk edeceksiniz.
Sözler | Yirmi Beşinci Söz | 348
Sözler | Yirmi Sekizinci Söz | 464
cennet sözüne küçük bir zeyl cehenneme dairdir ikinci ve sekizinci sözlerde ispat edildiği gibi, iman manevi bir cennetin çekirdeğini taşıyor, küfür dahi manevi bir cehennemin tohumunu saklıyor. nasıl ki küfür, cehennemin bir çekirdeğidir; öyle de, cehennem onun bir meyvesidir. nasıl, küfür cehenneme duhulüne sebeptir; öyle de, cehennemin vücuduna ve icadına dahi sebeptir
elbette kıyâmeti koparacak ve o neticeler için tasfiye edecek. İşte şu tasfiyenin neticesinde, Cehennem, ebedî ve dehşetli bir sûret alıp, tâifeleri -1- tehdidine mazhar olacak. Cennet ebedî, haşmetli bir sûret giyerek ehil ve ashâbı -2- hitabına mazhar olacak. Yirmisekizinci Söz'ün Birinci Makamının İkinci Sualinde isbat edildiği gibi; Hakîm-i Ezelî, şu iki hânenin sekenelerine, kudret-i kâmilesiyle ebedî ve sâbit bir vücûd verir ki; hiç inhilâl ve tagayyüre ve ihtiyarlığa ve inkırâza mâruz kalmazlar. Çünki; inkırâza sebebiyet veren tagayyürün esbabı bulunmaz... Sözler | Yirmi Dokuzuncu Söz | 491
Mektubat | On İkinci Mektup | 47
demek, hazret-i adem'in cennetten ihracı ayn-ı hikmet ve mahz-ı rahmet olduğu gibi, küffarın da cehenneme ithalleri haktır ve adalettir. onuncu sözün üçüncü işaretinde ... üzere, mevcudatın sultanı olan kahhar-ı zülcelalin, kafirleri ebedi cehenneme atması ayn-ı hak ve adalettir. çünkü nihayetsiz cinayet nihayetsiz azabı ister. ikinci sualiniz:
Lemalar | Yirmi Dördüncü Lem'a | 202
eğer hakiki şefkat su-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedi olan cehennemden ve idam-ı ebedi olan dalalet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa,
Sual: Kısa bir zamandaki küfre mukabil, hadsiz bir zaman Cehennemde hapis nasıl adalet olur?
Elcevap: Sene 365 gün hesabıyla, bir dakikada katl, 7 milyon 884 bin dakika hapis iktizası kanun-u adalet iken, bir dakika küfür bin katl hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfürle ölen bir adam, kanun-u adaletle, 57 trilyon 201 milyar 200 milyon sene, beşerin kanun-u adaletiyle hapse müstehak olur. Elbette adalet-i İlâhî ile veçh-i muvafakati bundan anlaşılıyor.
Birbirinden gayet uzak iki adedin sırr-ı münasebeti şudur ki:
Katl ve küfür, tahrip ve tecavüz olduğu için, gayre tesirat yapar. Bir dakikada katl, lâakal, zâhirî âdete göre, on beş sene maktulün hayatını selb eder, onun yerine hapse girer. Bir dakika küfür, bin bir esmâ-i İlâhîyi inkâr ve nukuşlarını tezyif ve kâinatın hukukuna tecavüz ve kemâlâtını inkâr ve hadsiz delâil-i vahdâniyeti tekzip ve şehadetlerini reddetmek olduğundan, kâfiri, bin seneden ziyade esfel-i sâfilîne atar, 'de hapseder.
Mânidar bir tevafuk-u lâtife
Risale-i Nur şakirtlerini itham ettikleri ve cezalarını istedikleri 163'üncü maddesine, Risale-i Nur Müellifinin medresesine 150 bin lira verilmesine dair lâyihanın, 200 mebustan 163 mebusun adedine tevafuk edip, mânen o tevafuk diyor ki: Hükümet-i Cumhuriye'nin 163 mebusun takdirkârâne imzaları, 163'üncü madde-i kanuniyenin hükmünü, onun hakkında iptal ediyor.
Hem yine mânidar tevafukat-ı lâtifedendir ki, Risale-i Nur'un 128 parçası, 115 parça kitap ediyor. Risale-i Nur'un şakirtlerinin ve müellifinin mebde-i tevkifi olan 27 Nisan 1935 tarihi ile, mahkemenin karar ve hüküm tarihi olan 19 Ağustos 1935 tarihi olmasına nazaran, 115 gün olup, Risale-i Nur kitapları adedine tevafuk etmekle beraber, istintak edilen, 115 suçlu gösterilen eşhasın da adedine tam tamına tevafuk ettiği gibi, gösteriyor ki, Risale-i Nur Müellifinin ve şakirtlerinin başına gelen musibet, bir dest-i inâyetle tanzim ediliyor. Haşiye
"Orada ebedî olarak kalacaklardır." Nisâ Sûresi: 4:169. Lemalar | Yirmi Sekizinci Lem´a | 275
Logged
atalan32
Ya İmza Seçmediniz. Yada İmzanız Her Sayfada Bir Kez Yayınlanıyor.Yöneticiye Başvurabilirsiniz ..
Üyenin Nicki:EVLİYA
Üyenin Profili
Üyenin İstatistikleri
Üyenin Tüm Mesajları
Üyeyi Arkadaşlarıma Ekle
EVLİYA
Site Kurucusu
Karma: 506
Çevrimdışı
Konu Sayısı: 13
Mesaj Sayısı: 266
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
«
Yanıtla #6 :
17 Ağustos 2009, 11:21:12 »
Allah sizden ebedi razı olsun evladım.AEO.
Logged
EVLİYA
Ya İmza Seçmediniz. Yada İmzanız Her Sayfada Bir Kez Yayınlanıyor.Yöneticiye Başvurabilirsiniz ..
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
Bu Konuyu Gönder
|
Yazdır
Herseysizinicin.com Etiketler
CEHENNEME GİDEN DEVAMLI ORADA KALIR.
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged:
kalir
adaletin
gunahtir
yol
anhumul
ebediyyen
video
kadar
cehenem
cehennem
kuranda
narun
kurtulmak
veli
nihayetsiz
666
giden
gidenler
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
FORUM GENEL
-----------------------------
=> Forum Yönetimi
===> Yönetim Duyuruları
===> Forum Kuralları
=> Yeni Üyeler İcin Tanışma Bölümü
=> Tebrik Mesajları
=> Görüş- Öneri- İstek
=> Genel Konular
-----------------------------
Dini Konular
-----------------------------
=> Ahiret ve Kıyamet
=> Tasavvuf
===> Mektubat-ı rabbani
===> Risale-i Nur
===> Risalet Nurları
=> Fıkıh ve Akaid
===> Hac-Umre
===> Kurban-Adak
===> Mezhepler
===> Namaz
===> Oruç
===> Abdest-Taharet
===> Zekat-Fitre-Sadaka
===> Emir ve Yasaklar
=> İslami Bilgi ve Kaynaklar
===> İslam ve Bilim
=> Dua Bölümü
===> Hatim Listesi
===> Dua Listesi
===> Genel Okunacak Dualar
=> Dini sohbet
=> Dini Hikayeler
===> Sırlar Dünyası
=> Nasihatler
===> Kıssadan Hisse
-----------------------------
İSLAMİ FORUM (DİNİ KONULAR)
-----------------------------
=> Soru Cevap Bölümü
===> Tezekkürler
=> İslam Tarihi
=> Dini Konular ve İslam Yazıları-Alıntılar-Makaleler
=> Sahabelerimiz
===> Dört Halife
===> Erkek Sahabeler
===> Hanım Sahabeler
=> Evliyalar ve İslam Alimlerimiz
=> Güzel Ahlak
=> Diğer Kutsal Kitaplar
===> İncil
===> Tevrat
===> Zebur
-----------------------------
Mübarek Gün ve Geceler
-----------------------------
=> Muharrem Ayı
===> Aşure Günü
=> Safer Ayı
=> Rebiülevvel Ayı
===> Kutlu Doğum - Mevlid Kandili
=> Rebiülahir Ayı
=> Mübarek Aylar
=> Cemaziyelevvel
=> Cemaziyelahir
=> Recep Ayı
===> Miraç Kandili
===> Regaib Kandili
=> Şaban Ayı
===> Berat Kandili
=> Ramazan Ayı
===> Kadir Gecesi
===> Ramazan Bayramı
=> Şevval Ayı
=> Zilkade Ayı
=> Zilhicce Ayı
===> Hac
===> Kurban ve Kurban Bayramı
-----------------------------
KURAN-I KERİM
-----------------------------
=> Kuran-ı Kerim
===> Kuran-ı Kerim Meali
===> Kur'an Tefsiri
===> Kur’an Fihristi ve Kayıtları
===> Kuran Mucizeleri
=> Kur'an-ı Kerimden İnciler
===> Sureler
===> Ayetler
=> Kur'an Öğreniyorum - Kıraat ve Tecvid
=> Kuranda Olupta Hayatımızda Olmayanlar
=> Kurana Ters Düşen Kavramlar
=> Kur'an'da Müminlerin Tanımı
=> Allah CC (Esma-ül Hüsna)
===> Zati Sıfatlar
===> Subuti Sıfatlar
-----------------------------
PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED (S.A.V)
-----------------------------
=> Peygamberimiz s.a.v. in Hayatı
===> Örnek Ahlakı
=> Hadis Penceresi
=> Mucizeleri (video,yazı vb. )
=> Sünneti seniye
=> Ehlibeyt
-----------------------------
İslam'da Yaşam ve Aile Hayatı
-----------------------------
=> İslam'da Aile Hayatı
=> Islamda Kadının Yeri ve Önemi
=> İslamda Erkek
=> İslamda Çocuk ve Gelişimi
===> Çocuk ve Kuran
===> Çocuk ve Namaz
===> Çocuk ve Resimler
===> Çocuk ve İlahiler
===> Çocuk ve Eğitim
===> Çocuk Masalları ve Hikayeleri
===> Çocuk Oyunları, Bilmeceler, Tekerlemeler
=> Kişisel Gelişim - Eğitim - Ahlak
=> Sağlık ve Yaşam
-----------------------------
OSMANLI DÖNEMİ VE YAŞAYIŞ TARZI
-----------------------------
=>
Osmanlı Padişahları
=> Osmanlının Tarihcesi
=> Osmanlıda Sistem
=> Osmanlıda Yaşayış Tarzı
=> Ecdadımız Osmanlı Hakkında Sizden Gelenler
-----------------------------
KÜLTÜR - SANAT - EDEBİYAT
-----------------------------
=> Amatör Resimler
=> Güzel Yazılar ve Makaleler
=> Genel Türk Tarihi
=> Bunları Biliyormusunuz
=> Edebiyat
===> Güzel Sözler
===> Atasözleri ve Deyimler
=> Kitap Tavsiyesi ve Tanıtımı
===> Online Kitap Okuma
===> E-Kitaplar
=====> Kur'an'ı kerim ile ilgili kitaplar
=====> Akaid ile ilgili kitaplar
=====> İslam tarihi ile ilgili kitaplar
=====> Arapça eserler
=====> Hadis kitapları
=====> Fıkıh kitapları
=====> Romanlar
=====> Hikaye kitapları
=====> Muhtelif eserler
=> Forumumuzun Yazar ve Şairleri
===> Şiirler (Sizden Gelenler)
===> Dini Şiirler
===> Derleme - Makale
===> Deneme - Hikaye
=> Resimler
===> Karışık Resimler
-----------------------------
DİNİ MP3(İLAHİ&EZGİ)-VİDEO-RESİM-AVATAR PAYLAŞIMLARI
-----------------------------
=> İlahiler-Ezgiler-Marşlar-Şiirler
===> İlahi Sözleri
=> Dini Filmler
=> Dini ve İslami Resimler
===> Dini Avatarlar
=> Dini ve İslami Programlar (Download)
===> İslami Ekran Koruyucular
=> İslami Videolar
===> İlahi Klipleri
===> Çeşitli Sohbet Videoları
===> Çeşitli Videolar
===> Video, Klipler, Slayt ve Animasyonlar
-----------------------------
SERBEST KÜRSÜ
-----------------------------
=> Serbest Kürsü
===> Günlük Haberler
===> Muhabbet Olsun
=> Bize Ayıracak Br Kaç Dakikanız var mı
=> Boykot
=> Yemek Tarifleri
===> Çorbalar
===> Et Yemekleri
===> Sebze Yemekleri
===> Tatlılar
===> Hamur İşleri
===> Yöresel Yemekler
=> Biraz Gülelim
===> Bilmece-Bulmaca ve Oyun
-----------------------------
Global Forum
-----------------------------
=> Global Forum
===> English
===> Deutsch
===> Français
|
Sitemap
|
Sitemap-1
|
Sitemap-2
|
Sitemap-3
|
Sitemap-XML
|
Arşiv
|
Wap
|
Wap2
|
Wap Forum
|
XML
|
Rss
|
GoogleTagged
|
Yükleniyor...